The ashes türkçesi The ashes nedir

  • Yakılmış cesedin külleri.
  • Kül.
  • Küller.
  • Ölünün külleri.

The ashes ile ilgili cümleler

English: Ali dug through the ashes to see what he could find.
Turkish: Ali ne bulabileceğini görmek için külleri karıştırdı.

English: Please remove the ashes from the stove.
Turkish: Lütfen ocaktan külleri temizle.

English: Clean the ashes out of the fireplace.
Turkish: Şöminedeki külleri temizleyin.

English: Ali let the ashes from his cigarette fall on my expensive carpet.
Turkish: Ali sigarasındaki külleri pahalı halımın üstüne düşürdü.

The ashes ingilizcede ne demek, The ashes nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Ashes : Kriket (ingiltere avustralya arasında). Kül. Küller. Ölünün külleri. Yakılmış cesedin külleri.

The 1967 borders : 1967 sınırları. Yeşil hat. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi).

The 2004 tsunami : 2004 tsumanisi. 26 aralık 2004'teki büyük tsunami. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225.

 

The a team : Televizyonda macera dizisi ismi. A takımı.

The ablative : Çıkma durumu. Ablatif. İsmin -den hali.

The above : Yukarıki. Yukarıdaki. Yukarıda anılan. Yukarıda yazılanlar (bir sayfada).

İngilizce The ashes Türkçe anlamı, The ashes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The ashes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ashlers : Sodyum karbonat. Yontma taştan yapılmış olan bir şey. Alıç. Yontma taş. Kesme taş. Karbonat. Dişbudak ağacı. Taş ocağından yontulmuş olan pürüzlü taş. Volkanik kül.

Cindery : Curufa ait. Cüruf dolu. Cüruflu. Cüruf benzeri. Kül dolu.

Ashes : Kriket (ingiltere avustralya arasında).

Cinder : Letiye. Köz. Cüruf. Curuf. Dışık. Marsık. Kor. Yanmış kömür artığı.

Cindering : Kor. Yanmış kömür artığı. Curuf. Marsık. Dışık. Letiye. Köz. Cüruf.

Cinderous : Cüruf dolu. Kül dolu. Cüruf benzeri.

Ash : Karbonat. Volkanik kül. Sodyum karbonat. Alıç. Dişbudak kerestesi. Zeytingillerden, kerestesi sert ve pür gitar gövdesi olarak kullanılan tonu parlak karakterli, orta ağırlıkta ve yüksek maliyetli bir ağaç. Dişbudak ağacı. Dişbudak.

Ashler : Sodyum karbonat. Dişbudak ağacı. Yontma taştan yapılmış olan bir şey. Yontma taş. Alıç. Dişbudak kerestesi. Volkanik kül. Kesme taş. Taş ocağından yontulmuş olan pürüzlü taş. Karbonat.

Cinders : Köz. Yanardağ külü. Yanardağların "kızgın bulut" püskürmeleri sırasında göğe fırlatılan, sonra yavaş yavaş yere çökerek az çok kalın yığınlar durumunda biriken külrengi ya da kırmızımtrak özdekler. Cüruf.