The beautiful türkçesi The beautiful nedir

The beautiful ile ilgili cümleler

English: He fell in love with the beautiful princess.
Turkish: O güzel prensese aşık oldu.

English: He couldn't help but notice the beautiful woman walking down the beach.
Turkish: Sahilde yürüyen güzel kadını fark etmekten kendimi alamadım.

English: He took a picture of the beautiful landscape.
Turkish: Güzel manzaranın bir resmini çekti.

English: At daytime, we see the clear sun, and at nighttime we see the pale moon and the beautiful stars.
Turkish: Gündüzleri açık bir güneş görürüz, ve geceleri solgun bir ay ve güzel yıldızları görürüz.

English: Ali couldn't help but notice all the beautiful woman on the beach.
Turkish: Ali sahildeki bütün güzel kadınları fark etmekten kendini alamadı.

The beautiful ingilizcede ne demek, The beautiful nerede nasıl kullanılır?

The : Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Beautiful : Ahu gibi. Biçimli. Harika. Ahım şahım. Gül gibi. Hoş. Gökçe. Zarif. Tatlı. Çok iyi.

 

The bold and the beautiful : Amerikan televizyon pempe dizisi. Cesur ve güzel.

The 1967 borders : 1967 sınırları. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). Yeşil hat.

The 2004 tsunami : Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 2004 tsumanisi. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. 26 aralık 2004'teki büyük tsunami.

The ablative : İsmin -den hali. Ablatif. Çıkma durumu.

The a team : Televizyonda macera dizisi ismi. A takımı.

İngilizce The beautiful Türkçe anlamı, The beautiful eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The beautiful ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Agreeable : Mutabık. Kabul edilebilir. Hoşa giden. İyi. Hazır. Uysal. Uygun. Anlaşmaya hazır. Hemfikir.

Blancmanges : Muhallebi. Sütlü pelte. Pelte. Paluze. Kibar. Yumuşak başlı.

Bluish : Mavimtrak. Maviye çalan. Mavimtırak. Mavimsi. Kısmen mavi. Gökçül. Biraz mavi. Mavi gibi.

Rosaceous : Gül ailesinden. Gül (gibi). Gül.

Confectioneries : Şekercilik. Şekerleme. Pastalar. Şekerleme imalathanesi. Tatlıcılık. Pasta. Şekerci dükkanı. Çikolata. Pastane.

Belle : Çekici ve gözde kadın. Missouri eyaletinde şehir. Batı virginia eyaletinde yerleşim yeri. Güzel kadın.

Clever : Usta. Cin fikirli. Anlaklı. Parlak. Zeki. Cin gibi. Esprili. Becerikli. Yetenekli. Kafalı.

Beautifully : Güzelce. Hoşça. Güzel güzel. Güzel bir şekilde.

Heavenly : Nefis. Semavi. Harika. Tanrısal. Cennetsel. Gökle ilgili. Eşsiz. Cennet gibi. Çok güzel. Kutsal.

 

Affable : Arkadaş canlısı. Dostça ve sokulgan. İçten. Rahat. Cana yakın. Hatırşinas. Dost canlısı. Nazik.

The beautiful synonyms : beauteous, sky blue, caressing, blancmange, confetto, beauty, curvier, confectionery, beautiful, favorable, comely, bon, comeliest, canniest, favourable, chiseled, bonnie, amusing, swimmingly, braw, enchantress, shapely, canny, shapelier, formatted, appealing, darling, beautiful woman, cleverer, clean cut, attractive, classier, beauty queen.