The boy türkçesi The boy nedir

The boy ile ilgili cümleler

English: Ali is the boy I told you about the other day.
Turkish: Ali birkaç gün önce sana bahsettiğim çocuk.

English: "I want to buy things," the boy said.
Turkish: "Bir şeyler satın almak istiyorum" dedi çocuk.

English: Ali is the boy I told you about.
Turkish: Ali sana bahsettiğim çocuk.

English: Ali doesn't know the boy talking to Mary.
Turkish: Ali Mary ile konuşan çocuğu bilmiyor.

English: "I'm Japanese," the boy answered.
Turkish: Çocuk cevap verdi: "Ben Japonum."

The boy ingilizcede ne demek, The boy nerede nasıl kullanılır?

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Boy : Onsekiz yaşına kadar erkek çocuk. Erkek genç. Erkek hizmetli. Ufaklık. Oğlan çocuğu. Erkek (genç). Delikanlı. Vay canına!. Oğlan. Vay be!.

The 1967 borders : Yeşil hat. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). 1967 sınırları.

The 2004 tsunami : 26 aralık 2004'teki büyük tsunami. 2004 tsumanisi. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami.

 

The a team : A takımı. Televizyonda macera dizisi ismi.

The above : Yukarıdaki. Yukarıda yazılanlar (bir sayfada). Yukarıki. Yukarıda anılan.

The ablative : Ablatif. İsmin -den hali. Çıkma durumu.

İngilizce The boy Türkçe anlamı, The boy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The boy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Kiddie : Bacaksız. Bızdık. Yavrucak. Tıfıl. Küçük çocuk (argo terim). Çocuk.

Shaver : Elektrikli tıraş makinesi. Berber. Tıraş makinesi. Tıraş eden.

Butlers : Bir evin baş hizmetkarı. Alabama eyaletinde şehir. Kilerci. New jersey eyaletinde yerleşim yeri. Georgia eyaletinde şehir. Baş kahya. Kahya. Baş uşak.

Garcons : Garson.

Ladlers : Genç erkek. Kızan. Garson. Kepçeyi sıvının içine batıran ve servis yapan kimse. Dil edinim düzeneği. Yarak. Genç adam. Genç.

Cuss : Küfür. Küfretmek. Lanetlemek. Herif. Lanet. Huysuzluk. Tip. Genç adam. Adam.

Descendant : Neslinden olan. Torun. Birinin soyundan gelen kimse. İn soyundan gelen kimse. Düşen şey. Neslinden olan kişi. Soyundan gelen kimse. Döl. -in soyundan gelen kimse.

Factotum : Her işi gören memur. Kahya. Hizmetçi.

Footmen : Piyade eri. Piyade neferi. Çuhadar. Getir götürcü. Ayvaz.

Junior : Babasıyla aynı adı taşıyan kimsenin adına eklenir. Lise veya üniversitede sondan bir önceki sınıf öğrencisi. İki kişiden küçük olanı. Yaşça küçük kimse. Daha genç. Ast. Yaşça küçük. Genç. Çocuk. Mevki veya kıdemce küçük olan kimse.

 

The boy synonyms : flunky, lads, kids, butler, nino, do all, cadets, kiddo, flunkey, male child, juniors, kidling, tenoned, jr, flunkeys, catamites, footman, scion, adolescent, shavers, offsprings, chappie, kiddy, son, ladler, a slip of a boy, knavess, flunkies, kiddies, bubby, man child, fractional currency, garcon.