The brave türkçesi The brave nedir

  • Görkemli.
  • Yiğit.
  • Cesaretle karşı koymak.
  • Cesur.
  • Kızılderili savaşçı.
  • Meydan okumak.
  • Göğüs germek.
  • Bahadır.
  • Cesaretle karşılamak.
  • Cesaret göstermek.

The brave ile ilgili cümleler

English: The brave fireman rescued a boy from the burning house.
Turkish: Cesur itfaiyeci yanan evden bir erkek çocuğu kurtardı.

English: He is the bravest soldier that ever lived.
Turkish: O, şimdiye kadar yaşamış en cesur askerdir.

English: The brave captain saved his ship.
Turkish: Cesur kaptan gemisini kurtardı.

English: Fortune favors the brave.
Turkish: Şans cesurdan yanadır.

English: They saw it as the brave act of a strong man.
Turkish: Onlar onu güçlü bir erkeğin cesur hareketi olarak gördüler.

The brave ingilizcede ne demek, The brave nerede nasıl kullanılır?

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Brave : Kızılderili savaşçı. Yiğit. Görkemli. Bahadır. Cesaretle karşı koymak. Kızılderili savaşçılar. Meydan okumak. Göğüs germek. Cesur. Kahraman.

The peace of the brave : Cesur barış. Cesaretin barışı. Suriye devlet başkanı hafız esad tarafından israil ve suriye arasında imzalanacak bir barış anlaşması hakkında kullanılan ifade (iki tarafında vermesi gerekli tavizlerin seviyesine bağlı olarak).

 

The 1967 borders : Yeşil hat. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). 1967 sınırları.

The 2004 tsunami : 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 26 aralık 2004'teki büyük tsunami. 2004 tsumanisi.

The ablative : Çıkma durumu. İsmin -den hali. Ablatif.

The a team : A takımı. Televizyonda macera dizisi ismi.

İngilizce The brave Türkçe anlamı, The brave eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The brave ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Courageous : Şeci. Korkusuz. Erkek. Cüretkar. Mert. Gözü pek. Gözüpek. Yürekli.

Adventurous : Macera seven. Serüven dolu. Gözüpek. Maceralı. Gözü pek. Serüvenli. Cüretli. Maceraperest. Maceracı.

Braver : Mürüvvet. Mert. Yürekli. Şahane. Kahraman.

Heros : Kahraman. Batur. Er. Cengaver. Kahramanbaş karakter.

Bulldog : Buldok. Büyük tabanca. Büyük çaplı tabanca. İngiltere’de çıkarılan yabancı tahvil. Buldog.

Beards : Püskül. Eşcinsel bir erkeğe onun öyle olmadığı izlenimini vermek için eşlik eden kadın. Başak dikeni. Homoseksüel bir erkeğin cinsel tercihini saklamak amacıyla topluma romantik bir ilişki yaşıyormuş gibi gösterdiği kız. Kılçık. Sakalından tutmak. Karşı gelmek. Sakal.

 

Gallant : Sevgili. Gösteriş düşkünü. Kahramanca. Ateşli. Yiğitçe. Heybetli. Centilmen. Aşık.

Bear up : Dayanabilmek. Destek olmak. Başa çıkmak. Katlanmak. Cesareti elden bırakmamak. Yardım etmek. Dayanmak. Neşelenmek.

Brighter : Aydınlık. Canlı. Berrak. Zeki. Neşeli. Şanlı. Işıltılı. Parlak.

Bright : Neşeli. Umut verici. Zeki. Aydınlık. Şeffaf. Şaşaalı. Akıllı. Parlayan. Parlak.

The brave synonyms : cobby, daredevils, chivalric, august, bolder, daredevil, bardy, dares, audacious, brilliant, defied, breasting, braves, galahad, bolding, dare devil, face it out, galahads, bearding, chivalrous, resisted, valiant, bold, beard, face the music, challenges, face, fulgent, braving, brave men, defies, endure, resist.