The good türkçesi The good nedir

  • İyi.
  • İyi insanlar.
  • Belli bir insan gereksinmesini karşılayan, insan çıkar ve dileklerine uygun düşen, genellikle topluma, bir sınıfa ya da başka bir toplumsal kümeye, bir kişiye yararlar sağlayan özdeksel ya da tinsel bir olgunun niteliği.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.

The good ile ilgili cümleler

English: Did Ali tell you the good news?
Turkish: Ali sana iyi haberi söyledi mi?

English: Do you want the good news or the bad news?
Turkish: İyi mi yoksa kötü haber mi istiyorsun?

English: Don't cry / For the good times gone. / Smile instead / While they're still going on.
Turkish: Ağlama, zira iyi zamanlar gitti. Onun yerine onlar hâlâ devam ediyorken gülümse.

English: Ali told us the good news.
Turkish: Ali bize iyi haberi söyledi.

English: All the good seats were already taken.
Turkish: Bütün iyi koltuklar kapılmıştı.

The good ingilizcede ne demek, The good nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Good : Menfaat. Dolu dolu. Hayır. İyilik. Emin. Yarar. Sağlığa yararlı. Çok. Yararlı. Doğruluk.

 

The good and the bad : Herşey. Yin ve yang. Işık ve karanlık. İyi ve kötü. Aydınlık ve karanlık.

The good god : Esirgeyen ve bağışlayan allah.

The good guys : İyi tarafta olan kimseler. İyi çocuklar. Ön ayak olanlar. Kahramanlar. Geleneksel değerlere bağlı insanlar. İyi adam.

The good shepherd : İyi kılavuz.

Deliver the goods : Sözünü tutmak. Kendinden umulanı veya bekleneni yapmak.

İngilizce The good Türkçe anlamı, The good eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The good ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bonnier : Sevimli. Göze hoş görünen. Sıhhatli. Sağlıklı. Hoş. Gürbüz. Zarif. Yeterli. Güzel.

Affection : Muhabbet. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Hastalık. Düşkünlük. Alaka. Sevgi. Şefkat. Etkileme. Meyil.

Acclimatation : Toplumsal kümelerin, dirimbilimsel bakımdan yeni bir ortamın iklim koşullarına uyum sağlaması süreci. İklimuyum.

Copacetic : Yolunda. Olur. Tamam (argo terim). Başarılı.

Age distribution : Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı. Yaş dağılımı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları.

Agnation : Akrabalık (baba taraf.). Soydaşlık. Akrabalık (baba tarafından). Akrabalık. Baba tarafından akrabalık. Hısımlık. Bir ailede baba ve erkek üyeler yoluyla oluşan kan yakınlığı. bu tür yakınlıktan oluşan yakınlık kümesi.

All round development of individual : Tümsel gelişim. Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi.

 

All right : Kuşkusuz ki. Tamam. Olur. Elbette ki. Fena değil. İyi durumda. Sağlam. İdare eder. Eh işte. Olur tamam.

Acculturation : Kültürlenme ya da kültürel etkileşim. Kültürel uyum. Kültür etkileşimleri. Ekinsel yozlaşma. Çevresindeki kültürü kabullenme. Bir toplumun ekinine, başka (özellikle daha gelişkin) toplum ya da toplumların ekininden kimi özdeksel ve tinsel öğelerin geçmesi ve o ekinin göreli bütünlüğünün bozularak tutarsızlaşması olayı ya da süreci. Kültürleşme. Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Kültürel etkileşim.

Agression : Kişilerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların, başka kişi, küme ya da toplumların doğal varlıklarını, eylemlerini ya da iyelikleri altındaki şeyleri, kendilerine çıkar sağlamak, onlara da zarar ya da acı vermek ve belli davranışlardan caydırmak amaçlarıyla denetim altına almaya girişmeleri. Saldırı.

The good synonyms : braw, aesthetical ideal, bon, adaptive behavior, achievement motive, comfortable, alienation, b, bene, bona, age grade, age group, bonniest, bully for you, bonny, alright, aesthetic, abilities, adjustment in marriage, buckra, beneficent, agreeable.