The press türkçesi The press nedir
The press ile ilgili cümleler
English: Although the pressure of studying at the University of Cambridge is very high, many students still have time to go out and have fun.
Turkish: Cambridge Üniversitesi'nde öğrenim zorluğu çok yüksek olmasına rağmen, çok sayıda öğrencinin hâlâ dışarı çıkmak ve eğlenmek için zamanı var.
English: The room was jam-packed with reporters waiting for the press conference to begin.
Turkish: Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.
English: The freedom of the press should not be interfered with.
Turkish: Basın özgürlüğü engellenmemeli.
English: Ali is feeling the pressure.
Turkish: Ali baskıyı hissediyor.
English: Don't talk to the press.
Turkish: Basına konuşmayın.
The press ingilizcede ne demek, The press nerede nasıl kullanılır?
The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.
Press : Basım yoluyla çoğaltılarak, belirli zamanlarda çıkan basmalar. Sıkıştırmak. Topluca ilerlemek. Baskı. Çabuklaştırmak. Ütülemek. Preslemek (çelik veya cam veya tuğla vb'ni). Baskı yapmak. Preslemek. Basım.
The press conference : Basın toplantısı. Basın konferansı.
Corrector of the press : Düzeltici. Düzeltmen.
Freedom of the press : Basın serbestisi. Basın özgürlüğü. Basın hürriyeti. Basının herkese açık olması ve herkesin basın işleriyle uğraşabilmesi özgürlüğü.
Handled the pressure : Üstesinden geldi. Gerginliğin üstesinden geldi. Stresle başa çıktı.
Liberty of the press : Birinin yazılarını yayınlama ve dağıtma özgürlüğü. Basın hürriyeti. Basın ve yayın hürriyeti. Basın ve yayın özgürlüğü. Basın özgürlüğü. Basının herkese açık olması ve herkesin basın işleriyle uğraşabilmesi özgürlüğü.
İngilizce The press Türkçe anlamı, The press eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak The press ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Duresses : Tazyik. Zorlama. Cebir. Hapis. Gözdağı. İcbar. Şantaj. Tehdit. Tutuklama.
Medium : Herhangi bir kuvveti ya da özdeği içinde bulunduran ve devinime olanak veren bir özdek ya da karışım. Yayıcı. Çare. Kültür ortamı. az çok katı besin maddesi, jelatin vb. ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve hücreler için yetiştirme kültürü. besi yeri. bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç, çevre, hava. İncelenecek yapıyı ortaya çıkarmak için x ışınlarını emen, baryum ve iyot gibi pozitif kontrast maddeler veya x ışınlarını fazla geçiren karbondioksit ve azotdioksit gibi negatif kontrast maddeler. Bir kimsenin ya da bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü. İfade vasıtası. Bir kuvvetin etkimesini ya da bir etikinin iletilmesini sağlayan özdeksel çevre. Araç.
Crackdown : Sıkı önlem. Engelleme. Kısıtlama. Yasaklama.
Fleet street : Londra'da çoğu ulusal gazetenin ofislerinin bulunduğu bölge. Gazetecilik. Medyanın etkisi.
Constrainment : Zorlama. Kuvvet. Mecburiyet.
Edition : Basım. Edisyon. Kağıt, kumaş vb. üzerine birtakım kalıplardan yararlanarak elle, özel aygıt ya da makine ile yazı, resim, bezeme vb. basma işi. aynı kalıplarla aynı biçimde yapılan basım sonucu ortaya çıkan ürünler. bk. ikinci (üçüncü, dördüncü...) basım, yeni basım, gözden geçirilmiş yeni basım. Nüsha. Sürüm. Tiraj. Tabı. Bir yapıtın aslından çoğaltma ile elde edilen sayılarının hak iyesinin izniyle satışa çıkarılması, dağıtımı ya da başka bir yolla satışa çıkarılmasıyle kamuya sunulması.
Coercion : İkrah. Tehdit. Baskı rejimi. Zorlama. İcbar. Tazyik.
Press : Ütülemek. Sıkmak. Çabuklaştırmak. Sıkmak (limon vb.). Topluca ilerlemek. Preslemek (çelik veya cam veya tuğla vb'ni). Baskı yapmak. Bastırmak. Basım. Zorlamak.
Compulsions : Zorlanma. Zorunluluk. Zor. Mecburiyet. Dürtü. Güç kullanma. Zorlama. İcbar. Yükümlülük.
Fourth estate : Dördüncü kuvvet.
The press synonyms : coaction, constraint, coercions, editions, compulsion, duress, crackdowns, duresse, arm twisting, media, journalism, constraints.

Bu kısımda The press kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede The press ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce The press anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz The press ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.