The theory of interest rate parity türkçesi The theory of interest rate parity nedir
- İktisat alanında kullanılır.
- Sermaye hareketlerinin serbest olması koşuluyla, iki ülkedeki aynı risk ve vadeye sahip borç senetleri faiz oranları arasındaki farkın, işlem maliyetleri dışında, döviz kurlarındaki değişmelerle karşılanarak eşitleneceğini öngören kuram.
- Faiz oranları değerdeşliği kuramı.
The theory of interest rate parity ingilizcede ne demek, The theory of interest rate parity nerede nasıl kullanılır?
The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.
Theory : Özdeğin , araştırma sınırları içindeki tüm nitel ve nicel ilişki, durum ve devinimlerinin, gözlem, varsayım, deney ve yasalarla belirlenen bilgileri üzerine düşünsel olarak kurulan genel düzenleme. Bilgisayar, eğitim, kimya, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir sonucu ilgilendiren düşüncelerin tümü, düşünce alanında kalan bilgi ve bu bilginin temel ve kuralları. Nazariye. Düşünce alanında kalan bilgi ve bu nitelikteki bilginin bilimsel temel ve kuralları. gözlem konusu olan bir sınıf olay ve ilişki üzerinde yapılan deneyler sonucu doğruluğu hemen hemen kesinleşen yöntemli açıklama. Teori. Bilimsel bilgilerden türetilen ve gerçeklenmeye açık olmakla birlikte henüz gerçeklenmemiş olan bilgiler dizgesi, bk. kurmaca. Kuram. Bilgi edinme sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya atılan, geçerlilik ve güvenilirliği bilimsel yöntemle saptanmış bir genel bilgi ve açıklama düzeni.
Of : In. Nin. -den övünerek bahsetmek. Hakkında. -li. Li. -den. -nin. İle ilgili. Karşı.
Interest : Sarmak. İstek uyandırmak. Ödünç verdiği paradan ötürü alacaklının borçludan sağlayacağı gelir. Menfaat. İlgi. Bireylerin, toplumsal kümelerin ve tarihsel toplulukların özdeksel ve tinsel gereksinmelerini karşılayacağına inandıkları kişi ya da şeylerle ilişkisi; bireylerin, bu gereksinmelerini yansıtan amaçlı düşünce ve eylem yönelimleri. İlgilendirmek. Çıkar. Bir kimsenin bir etkinliğe, kişiye ya da nesneye karşı, kısıtlayıcı koşullar altında bile, oldukça uzun süre devam eden bağlanma isteği ya da eğilimi. seçme söz konusu olduğu zaman bir kimsenin benimsediği, üstün tuttuğu durum, düşünce ya da tutum. Eğitim, iktisat, ekonomi, sosyoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır.
Rate : İki özdek arasında değer, beraberlik ve eşitliği bildiren ölçü. ürem oranı. Addetmek. Göreli hız. Sayılmak. Saymak. Bk. vergi oranı. Fiyat belirlemek. Bölek. Layık olmak. Hak etmek.
The theory of producer behaviour : Üretici kuramı. Mal ve hizmet piyasalarında satıcı olarak yer alan ve birbirlerine benzeyen çok sayıdaki üreticiden gelişigüzel seçilmiş birinin davranışlarını ve bu davranışların gerisinde yatan nedenleri inceleyen kuram.
The theory of kinked demand curve : Dirsekli istem eğrisi kuramı. Çiftel piyasasında firmalardan birinin fiyatı düşürdüğünde rakibinin kendisini izleyeceği, yükselttiğinde ise izlemeyeceği varsayımıyla; piyasada oluşmuş bir fiyatın neden değişmeyeceğini çözümleyen ve paul sweezy tarafından geliştirilen kuram.
The theory of gravitation : Yer çekimi teorisi. Çekim alanı kuramı. Tümevarım yöntemini kullanarak, alana ilişkin görgül bulgu ve anketleri genel formüllere dönüştürerek, işletme ve yerleşim merkezlerinin çekicilik derecelerini saptamaya çalışan ve başta william j. reilly olmak üzere birçok iktisatçının katkısıyla biçimlenen kuram.
The theory of contestable market : Yarışabilir piyasalarda piyasaya olası girişler mevcut firmalar üzerinde tehdit oluşturacağı için piyasadaki firma sayısından bağımsız olarak firmaların fiyatlarını marjinal maliyetlerine eşitleyecek biçimde hareket edeceklerini ve bu yüzden piyasanın tam rekabet piyasasını andıracağını ileri süren ve baumol tarafından geliştirilen kuram. Yarışılır piyasalar kuramı.
The theory of relativity : Görelilik kuramı. İzafiyet teorisi.
İngilizce The theory of interest rate parity Türkçe anlamı, The theory of interest rate parity eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak The theory of interest rate parity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.
A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiyede kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.
Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.
A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.
A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.
A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.
Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.
A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.
Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
The theory of interest rate parity synonyms : ability to pay approach, a change in demand, abnormal budget receipts, ability to pay principle, a change in individual demand, a change in supply.

Bu kısımda The theory of interest rate parity kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede The theory of interest rate parity ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce The theory of interest rate parity anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz The theory of interest rate parity ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.