The truth is türkçesi The truth is nedir

  • İçtenlikle.
  • Tüm dürüstlüğüyle.
  • Dürüst olmak gerekirse.
  • Gerçek şu ki.

The truth is ile ilgili cümleler

English: I look for all the world like an athlete in this outfit, but the truth is I don't do any sports at all.
Turkish: Bu giysinin içinde tıpkı bir sporcu gibi görünüyorum fakat gerçek şu ki hiç spor yapmam.

English: The truth is I don't like Tom.
Turkish: Gerçek Tom'u sevmediğimdir.

English: One should remember that the truth is not decided by the number of people subscribing to it.
Turkish: Şu bilinmelidir ki, bir şeyin gerçekliğini belirleyen taraftarlarının sayısı değildir.

English: I don't know what the truth is.
Turkish: Doğrunun ne olduğunu bilmiyorum.

English: Telling the truth is much easier than lying.
Turkish: Gerçeği söylemek, yalan söylemekten çok daha kolaydır.

The truth is ingilizcede ne demek, The truth is nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Truth : Temel hakikat. Sadakat. Dürüstlük. İçtenlik. Doğruluk. Hakikat. Sıhhat. Gerçeklik. Gerçekliğin, düşüncede gerçeğe uygun biçimde yansıması. Realite.

 

Is : -dir. Bilim adamları için bütün kalıcı metrik sistem (uzunluk, zaman, elektrik akımı, sıcaklık, ışık şiddeti, madde miktarı ve kütle temel ölçü birimleri ile). Olmak. Uluslararası sistem. -dır.

The truth came out : Gerçek ortaya çıktı. Gerçek açığa çıktı. Bu konuda daha fazla şüpheye veya tereddüte mahal yok. Gerçek bulundu.

The truth cannot be denied : Gerçek başka hiçbirşey değil sadece gerçek. Gerçeği örtbas etmek imkansızdır. Gerçek inkar edilemez.

To tell the truth : Aslını sorarsanız. Aslında. Aslına bakarsan. Aslına bakarsak. Doğruyu söylemek. Esasen. Açıkçası. Doğrusu. Hani.

Admitted the truth : Hakikati kabul etti. Gerçeği itiraf etti. Gerçeği kabul etti.

Stretch the truth : Abartmak.

Told the truth : Gerçeği söyleyen. Dürüstçe konuşan.

Tell the truth : Gerçeği söylemek. Doğru söylemek. Doğruyu söylemek. Doğruyu söyle. Doğru söyle.

İngilizce The truth is Türkçe anlamı, The truth is eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The truth is ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Forthrightly : Açıkça. Samimi bir şekilde. Derhal. Doğrudan doğruya. Doğrudan. Doğruca noktaya. Direkt olarak. Açık sözlü bir şekilde. Dobra dobra.

Cordially : Samimi olarak. Samimiyetle. En derin saygılarımla. Saygılarımla. Canlandırıcı olarak. Candan. Hürmetlerimle. Yürekten.

Earnestly : İçten bir şekilde. Gayretle. Israrla. Ciddi bir şekilde. Ciddiyetle. Hevesle. İsteyerek.

Heartily : Aşırı derecede. İyi niyetle. Fazlasıyla. Çok. Fazla. Candan. İstekle. Cesaretle. Gayretle.

 

Faithfully : Doğrulukla. Orijinaline sadık kalarak. Şiddetle. Mümince. Dürüstçe. Bağlılıkla. İnanarak. Tam olarak. Müridane.

Honestly : Sahiden. Mertçe. Samimiyetle. Aslında. Dürüstçe. Hilesizce. Valla. Gerçekten. Dürüst olarak.

Profoundly : Derinlemesine. Kalpten. Son derece. Çok. Ciddi olarak. Derin bir anlam ile. Derinden. Kalbinin derinliklerinden gelerek. İçten.

Candidly : Samimi olarak. Açık yürekle. Samimiyetle. Dürüst bir şekilde. Dürüstçe.

Cheerly : Alkışlayarak. Çabucak. Neşelendirerek.

The truth is synonyms : fact is that, frankly, dearly, intimately, charitably, candide, cosily, frankly speaking, in point of fact, abask, from the heart, as a matter of fact.