Told the truth türkçesi Told the truth nedir

  • Dürüstçe konuşan.
  • Gerçeği söyleyen.

Told the truth ile ilgili cümleler

English: Emily told the truth.
Turkish: Emily gerçeği söyledi.

English: Ali told the truth.
Turkish: Ali gerçeği söyledi.

English: Ali simply told the truth.
Turkish: Ali sadece doğruyu söyledi.

English: Ali should've told the truth.
Turkish: Ali gerçeği söylemeliydi.

English: Ali eventually told the truth.
Turkish: Ali sonunda gerçeği anlattı.

Told the truth ingilizcede ne demek, Told the truth nerede nasıl kullanılır?

Told : Demek. Anlatmak. Haber vermek. Ayırt etmek. Söylenmiş. Söylemek. Emretmek. Açığa çıkarmak. Bildirmek.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Truth : Doğru. Filvaki. Gerçekliğin, düşüncede gerçeğe uygun biçimde yansıması. Temel gerçeklik. Herkesin bildiği gerçek. Doğruluk. Realite. Gerçeklik. Dürüstlük. Şeniyyet.

The truth came out : Gerçek açığa çıktı. Gerçek ortaya çıktı. Bu konuda daha fazla şüpheye veya tereddüte mahal yok. Gerçek bulundu.

The truth cannot be denied : Gerçek inkar edilemez. Gerçek başka hiçbirşey değil sadece gerçek. Gerçeği örtbas etmek imkansızdır.

 

Tell the truth : Doğruyu söylemek. Doğruyu söyle. Doğru söyle. Doğru söylemek. Gerçeği söylemek.

Stretch the truth : Abartmak.

The truth is : İçtenlikle. Tüm dürüstlüğüyle. Gerçek şu ki. Dürüst olmak gerekirse.

Distort the truth : Gerçekleri saptırdı. Gerçekleri yanlış sundu.

Speak the truth : Doğru söyle. Doru olanı konuşmak. Doğruyu söyle. Harbi konuşmak. Doğruyu söylemek. Gerçeği söylemek.