Told türkçesi Told nedir

Told ile ilgili cümleler

English: "Have you ever been told that you look like Moustapha Cruise?" "Ah, people tell me that sometimes, but I don't think we look alike at all myself."
Turkish: Hiç Mustafa Cruise'a benzediğin söylendi mi? " " Ah, insanlar bazen onu bana söylüyor, ama bizim kendimize benzediğimizi sanmıyorum."

English: "I figured it out. I'm not that stupid, you know." "Oh, please. Mary has obviously told you everything."
Turkish: "Bunu farkettim. O kadar aptal değilim, biliyorsun." "Ah, lütfen. Mary sana her şeyi açık açık söyledi."

English: "Mary told me that they slept together." "Really?"
Turkish: "Mary bana onların birlikte uyuduğunu söyledi." "Gerçekten mi?"

English: "Is that true?" "Yes, who told you about it?"
Turkish: "Bu doğru mu?" "Evet, bunu sana kim söyledi?

English: "I told you, I like to be alone." "So do I! Let's do it together!"
Turkish: " Sana söyledim, ben yalnız olmaktan hoşlanıyorum." "Ben de öyle! Hadi onu birlikte yapalım!"

Told ingilizcede ne demek, Told nerede nasıl kullanılır?

Told in confidence : Sır olarak söylenmiş.

Told the truth : Gerçeği söyleyen. Dürüstçe konuşan.

A little bird told me : Birileri bana söyledi ama ben onların isimlerini ifşa etmek istemiyorum (küçük bir kuş bana fısıldadı). Kuşlar söyledi. Bana kuşlar söyledi. Küçük bir kuş bana söyledi. Küçük bir kuş söyledi.

 

I told you so : Sana söylemiştim. Başından beri haklıydım. Bana inanmanı söylemiştim. Başından beri (birşeyin) öyle olduğunu söylemiştim.

Who told him : Ona açıklayan kimse. Ona söyleyen kimse.

Twice told : Eskimiş. Çok söylenmiş. Bilinen. Bayat.

Oft told : Hep anlatılan.

All told : Yekun olarak. Tümüyle. Topyekün. Hepsi. Bütünüyle. Hepsi beraber. Topluca. Toplam olarak. Bütün taşıma kapasitesi.

Unforetold : Önceden haber verilmemiş. Önceden söylenmemiş. Önceden tahmin edilmemiş. Önceden öngörülmemiş.

Being told : Söylenme.

İngilizce Told Türkçe anlamı, Told eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Told ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commentating : Bir şeyi anlatmak. (maç vb) anlatmak. Nakletmek. Yorumlamak. Değerlendirmek. Yorum yapmak.

Betides : Ortaya çıkmak. Meydana gelmek. -e alamet olmak. Olmak. Başına gelmek.

Affirming : Onaylamak. İleri sürmek. İddia etmek. Beyan etmek. Doğrulamak.

Advertise : Reklam etmek. Duyurmak. Reklam yayınlamak. Reklamını yapmak. Tanıtım yapmak. İlan etmek. Satılığa çıkarmak. Reklam yapmak. Tanıtmak.

Communicates : Haberleşmek. İletişime geçmek. Bulaştırmak. İletişim kurmak. Bitişik olmak. Komünyon vermek. Geçirmek. Nakletmek. Dertleşmek.

Uphold : İltizam etmek. Devam ettirmek (ingiliz ingilizcesi). Kaldırmak. Desteklemek. Sürdürmek (ingiliz ingilizcesi). İdame etmek. Arka çıkmak. Uygun bulmak. Tasdik etmek. Yukarı kaldırmak.

 

Call on : Uğramak. Seslenmek. Varsaymak. Adını vermek. Diye hitap etmek. Önünde söylemek. Aramak. Başvurmak. Rica etmek. İstemek.

Debunk : Kirli çamaşırlarını açığa çıkarmak. Madara etmek. Putları kırmak. Alaşağı etmek. Maskesini düşürmek. Foyasını meydana çıkarmak. Gerçeği göstermek. Kirli çamaşırlarını dökmek. Çürütmek.

Dismiss : Savmak. Kovmak. Görevden almak. Bırakmak. Göndermek. İşten atmak. İş sözleşmesinin işveren tarafından fesh edilerek işçinin işine son verilmesi. Yol vermek. İşten çıkarmak. Salıvermek.

Assert : İleri sürmek. Teyit etmek. Öne sürmek. Üzerine basarak belirtmek. Hakkını savunmak. İddia etmek. Belirtmek. Sözlerle savunmak.

Told synonyms : hold tight, housekeep, hold close, explain, describes, bear on, interlock, articulate, grasp, carry on, said, disentangle, bidden, call, disinter, direct, advertises, annunciate, apprises, apprised, pressurize, name, denominates, dictates, cling to, debunking, dismissal, dismissing, clinch, demand, articulates, descries, imparted.

Told zıt anlamlı kelimeler, Told kelime anlamı

Discontinue : Sona ermek. Durmak. Bitmek. Arkası kesilmek. Kullanımdan kalkmak. Ara vermek. Kesmek. Vazgeçmek. Durdurmak. Son vermek.

Told antonyms : let go of.