Theory of firm türkçesi Theory of firm nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Firma kuramı.
  • Mikroiktisatın temel konularından birisi olup, amacı kar maksimizasyonu olan firmanın davranışlarını açıklamaya yönelik kuram.

Theory of firm ingilizcede ne demek, Theory of firm nerede nasıl kullanılır?

Theory : Özdeğin , araştırma sınırları içindeki tüm nitel ve nicel ilişki, durum ve devinimlerinin, gözlem, varsayım, deney ve yasalarla belirlenen bilgileri üzerine düşünsel olarak kurulan genel düzenleme. Bir sonucu ilgilendiren düşüncelerin tümü, düşünce alanında kalan bilgi ve bu bilginin temel ve kuralları. Kuram. Düşünce alanında kalan bilgi ve bu nitelikteki bilginin bilimsel temel ve kuralları. gözlem konusu olan bir sınıf olay ve ilişki üzerinde yapılan deneyler sonucu doğruluğu hemen hemen kesinleşen yöntemli açıklama. Nazariye. Teori. Bilgi edinme sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya atılan, geçerlilik ve güvenilirliği bilimsel yöntemle saptanmış bir genel bilgi ve açıklama düzeni. Bilimsel bilgilerden türetilen ve gerçeklenmeye açık olmakla birlikte henüz gerçeklenmemiş olan bilgiler dizgesi, bk. kurmaca. Bilgisayar, eğitim, kimya, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Of : -li. -nın. Yüzünden. -in. -den övünerek bahsetmek. Den. In. İle ilgili. -nin. -dan.

 

Firm : Kararlı. Pekiştirmek. Üretimi gerçekleştiren iktisadi karar birimi. Sağlam. Değişmez. Şirket. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Tecim kurumu adı. ortaklıkların tecimsel işlerde konularına göre kullandıkları tek ya da birleşik ad. Kesin. Dayanıklı.

Theory of : Teorisi.

Theory of absolute advantages : İki ülke, iki mal, takas ekonomisi, ölçeğe göre sabit getiri, tam işlendirme, tam rekabet, taşıma maliyetlerinin sıfır, istem ve teknolojinin veri olduğu, emeğin ülke içinde tam akışkan ülkeler arasında ise akışkan olmadığı ve serbest ticaret varsayımları altında; bir ülke diğerine göre hangi malı daha düşük emek maliyetiyle üretiyorsa o malın üretiminde uzmanlaşarak dışsatımını, daha yüksek emek maliyetiyle ürettiği malın ise dışalımını yapması durumunda, dış ticarete katılan iki tarafın da kazançlı çıkacağını ileri süren ve adam smith tarafından geliştirilen dış ticaret kuramı. Mutlak üstünlükler kuramı. Mutlak üstünlükler teorisi.

Theory of demand : İstem kuramı. Talep teorisi. Tüketicinin geliri, zevk ve tercihleri, malların fiyatları, tamamlayıcı ve ikame mallarının fiyatları gibi faktörler ile mal ve hizmetlerin istemi arasındaki ilişkiyi çözümleyen kuram.

Theory of action : İnsanın çevre karşısında bir örgenlik değil, durum içinde eylemde bulunan bir edimci olduğu görüşüyle bireye etkin bir kişilik yükleyecek ve onu bir küme üyesi olarak ele alacak bir gözlem ve deneyleme tasarımı öngören kuram. Eylem kuramı.

Theory of comparative advantages : Karşılaştırmalı üstünlükler kuramı. İki ülke, iki mal, takas ekonomisi, ölçeğe göre sabit getiri, tam işlendirme, tam rekabet, taşıma maliyetlerinin sıfır, istem ve teknolojinin veri olduğu, emeğin ülke içinde tam akışkan ülkeler arasında ise akışkan olmadığı ve serbest ticaret varsayımları altında; bir ülke diğerine göre iki malı da yüksek maliyetle üretse bile hangi malı göreli olarak daha düşük emek maliyetiyle üretiyorsa o malın üretiminde uzmanlaşarak dışsatımını, göreli olarak daha yüksek emek maliyetiyle ürettiği malın ise dışalımını yapması durumunda, dış ticarete katılan iki tarafın da kazançlı çıkacağını ileri süren ve david ricardo tarafından geliştirilen dış ticaret kuramı. Karşılaştırmalı üstünlükler teorisi.

 

Theory of cultural cycles : Ekinsel döngüler kuramı. Tarihsel ve ekinsel gelişme sürecinin yinelenmesinin kaçınılmaz olduğunu ileri süren, dolayısıyla gelişmeyi, ilerlemeyi yadsıyan kuram.

Theory of continental drift : Karaların kayma kuramı. Kıtaların yeğni ve sert sioldan yapılı olduğunu ve okyanusların altındaki daha ağır ve daha düz sima üstünde yüzer durumda bulunduğunu, bu yüzden kayarak yerlerini değiştirdiğini ileri süren kuram.

İngilizce Theory of firm Türkçe anlamı, Theory of firm eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Theory of firm ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Theory of firm synonyms : firms theory, ability to pay approach, firm theory, abnormal budget receipts, abnormal budget expenditures, a shift in demand, a group shares, abnormal budget, a change in individual demand.