Thirst türkçesi Thirst nedir

Thirst ile ilgili cümleler

English: He satisfied his thirst with a large glass of beer.
Turkish: O büyük bir bardak bira ile susuzluğunu giderdi.

English: His thirst is fierce.
Turkish: Onun susuzluğu şiddetli.

English: The man died of thirst in a dry country.
Turkish: Adam kurak bir ülkede susuzluktan öldü.

English: She died of thirst during the drought.
Turkish: Kuraklık sırasında susuzluktan öldü.

English: I quenched my thirst with this single glass of tea.
Turkish: Susuzluğumu bu tek bardak çayla giderdim.

Thirst ingilizcede ne demek, Thirst nerede nasıl kullanılır?

Thirst after : -i çok istemek. -i çok arzu etmek. Arzulamak. Susamak. -e susamak.

Thirst for : -i çok istemek. -i çok arzu etmek. Arzulamak. Susamak. -e susamak.

Thirst quenching : Bir doygunluk hissi veren. Susuzluk söndüren. Susuzluğu gideren.

Be parched with thirst : Susuzluktan kavrulmak.

Die of thirst : Susuzluktan ölmek.

Thirsted : Özlemek. Susama. Susamak. Şiddetli istek. Arzu. Susuzluk hissetme. Susaklık. Susuzluk. Susamışlık.

Thirstiest : Kurak. İstekli. Susatam. Susuz. Susamış. En susuz.

Thirsts : Susuzluk hissetme. Hararet. Arzu. Susama. Susamışlık. Şiddetli istek. Özlemek. Susamak. Susuzluk. Susaklık.

Quench thirst : Hararet söndürmek.

 

Thirstiness : Susuzluk. Susamışlık. Utangaçlık.

İngilizce Thirst Türkçe anlamı, Thirst eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Thirst ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Thirsts : Susamak. Susaklık. Susama. Hararet. Arzu. Özlemek. Susuzluk hissetme. Şiddetli istek.

Craving : Doymak bilmez iştah. Hasret. Kriz. Şiddetli arzu. İsteme. Özlem. Tutku. Arzu. Tul-u emel.

Aridities : Kuruluk (iklim veya hava için). Yavanlık. Kuraklık. Çoraklık. Sıkıcılık. Kuraklık (toprakta). Kuruluk.

Sultrier : Sıcak ve nemli (hava). Sıcak. Rutubetli. Hararetli. Boğucu. Şehvet dolu. Ateşli. Bunaltıcı. Şehvetli.

Dehydration : Biyoloji, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Dehidrasyon. Bileşikteki ya da örüt yapısındaki suyu çekme, alma. Suyunu giderme. Susuzlaştırma. Bir doku, organ ya da maddeden suyun çıkarılması, uzaklaştırılması. Vücuttan aşırı sıvı kaybedilmesi durumu. içme suyunun azlığı, su içmeyi engelleyen hastalık halleri, şiddetli akut ishaller, yeni doğanların salgın akut ishalleri, aşırı kusma, şeker hastalığında olduğu gibi çok işeme hali, dehidratasyon, hipohidrasyon. aşırı terleme, aşırı kan kaybı ve kimi böbrek hastalıkları gibi nedenlerden kaynaklanır. bir doku, organ, madde veya molekülden suyun uzaklaştırılması. Su kaybı, bir maddenin suyunu kaybetmesi. vücudun aşırı su kaybetmesi sonucu oluşan durum. Histolojide dokuların yıkamadan sonra suyunu gidermek amacıyla düşük dereceli alkollerden geçirilmesi. parafin ve selloidin gibi maddelerle işlem yapılacak preparatlar sırasıyla % 50, % 60, % 70, % 80, % 90, % 96 ve saf alkollerde tutulurlar. Su giderme.

 

Sultriest : Tutkulu. Rutubetli. Boğucu (hava). Ateşli. Boğucu. Sıcak ve nemli (hava). Cinsel istek uyandıran. Hararetli. Şehvetli.

Ambition : Bir şeyi elde etme tutkusu. Hırs. Şiddetle istenen şey. İstek. Heves. Büyük amaç (uzun zamandır güdülen). Açgözlülük. Tamah. Tutku.

Hungriness : Hırslılık. Arzululuk. Aç olma durumu. İsteklilik. Heveslilik. Yeme ihtiyacında olma durumu. Açlık. İhtiraslılık (gayriresmi).

Drought : Su kıtlığı. Kuruluk. Kurak. Nemsiz. Kuraklık. Darlık. Kıtlık.

Thirst synonyms : waterlessness, mammon, torridness, sultry, thirsted, pash, passions, droughts, desire, water shortage, ambitions, ambitiousness, droughtiness, mammons, ferventness, drive, thirstiness, hunger, pashes, polydipsia, aridity, passion, drouth, exsiccation, lack of water, torridity.

Thirst ingilizce tanımı, definition of Thirst

Thirst kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To experience a painful or uneasy sensation of the throat or fauces, as for want of drink. To have a thirst for. To feel thirst. Hence, the condition producing this sensation. A sensation of dryness in the throat associated with a craving for liquids, produced by deprivation of drink, or by some other cause (as fear, excitement, etc.) which arrests the secretion of the pharyngeal mucous membrane.