Thrust türkçesi Thrust nedir

Thrust ile ilgili cümleler

English: He thrust the money into his pocket.
Turkish: Parayı cebine soktu.

English: Don't thrust your knife into the cheese.
Turkish: Peynirin içine bıçak saplamayın.

English: Thrust is how much push a rocket can give.
Turkish: İtme bir roketin ne kadar itme verebileceğidir.

English: He thrust me aside.
Turkish: Beni bir kenara itti.

English: He thrust the door open and marched in.
Turkish: Kapıyı iterek açtı ve içeri yürüdü.

Thrust ingilizcede ne demek, Thrust nerede nasıl kullanılır?

Thrust aside : Kenara itmek.

Thrust at : Saplamak.

Thrust at someone : Kılıçla hamlede bulunmak.

Thrust bearing : Yan gezinti ayı. Baskı yatağı. Taşıyıcı yatak. Ayar pulu. Dip yatağı. Sürtünmeyi yenme. Eksenel yatak. Basınç yatağı. Gezinti yatağı.

Thrust chamber : Çekiş odası. Yanma odası. İtme veya itici güç odası (roketlerde).

Thrust oneself into : Davetsiz gelmek. Kendini zorla kabul ettirmeye çalışmak.

Thrust washer : Eksenel gezinti pulu. (mekanik) itici pul. Eksenel yatak pulu. Baskı rondelası. Sırast pulu. İki hareket eden parça arasına yerleştirilen metal disk. Boşluk ayar pulu. Süspansiyon baskı pulu. Baskı pulu. Taşıyıcı parça.

 

Thrust out hand : El uzatmak.

Thrust oneself forward : Kendini öne çıkarmak.

Thrust force : İten kuvvet. İtici güç. Sürücü güç.

İngilizce Thrust Türkçe anlamı, Thrust eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Thrust ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bombards : Bombardıman yapmak. Dövmek. Yağmuruna tutmak. Üzerine varmak. Bombalamak. Soru yağmuruna tutmak. Gülle yağdırmak. Topa tutmak. Bombardıman etmek.

Punch : Yumruk atmak. Muşta ile vurmak. Güç. Delgeç ile delmek. Delgi. Matkap. Yumruklamak. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sertçe basmak. Vurmak.

Boosts : Alttan yukarıya ittirmek. Kuvvetini artırmak. Voltajını yükseltmek. Yukarıya itmek. Yükseltmek. Övmek. Artırmak (fiyat). Kaldırmak. Reklamını yapmak.

Gingering : Kışkırtmak. Kızıl renk. Canlandırmak. Dürtü. Hız vermek. Zencefil katmak. Hızlandırmak. Teşvik etmek. Kızıl saç.

Besets : Rahat vermemek. Etrafını çevirmek. Kuşatmak. Rahat bırakmamak. Etrafını sarmak. Sıkıntı vermek. Dört bir yandan saldırmak. Sarmak.

Reclining : Uzanmak. Arkaya yatmak. Birbirine dayamak. Yaslanan. Yaslanmak. Yaslanma. Yatmak.

Pinker : Solcu (ılımlı). Delmek (süngü ile). Kenarını oyalamak. Pembe. Süngü ile delmek. Bıçaklamak. Teklemek. Tavşanağzı. Kenarını zikzaklı kesmek.

Fustigate : Ağır biçimde eleştirmek. Cezalandırmak. Dövmek. Vurmak. Sopa ile dövmek. Sert bir şekilde eleştirmek.

Lodges : Misafir olmak. Kiracı olarak kalmak. Sunmak. Arzetmek. Yatıya kalmak. Misafir etmek. Para yatırmak. Vurmak. Oturmak.

 

Thrust synonyms : ram down, bayonetted, propped, pinked, prod, push, coop, bayonetting, jam, dragged, gingered, coop up, shoved, hustled, shove, cram into, dig into, stuff, aggress, bayoneting, foiling, pink, hefts, lodged, embed, dig, aggressing, be urgent with somebody, attack, gingers, engrafted, hefted, ginger up.

Thrust zıt anlamlı kelimeler, Thrust kelime anlamı

Pull : Kenara parketmek. İçmek. Etki. Torpil. Kürek çekmek. Kısa sandal gezintisi. Koymak. Koparmak. Asılmak. Çekmek.

Thrust ingilizce tanımı, definition of Thrust

Thrust kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To push or drive with force. A stab. Thrist. To make a push. As, to thrust anything with the hand or foot, or with an instrument. A word much used as a term of fencing. A violent push or driving, as with a pointed weapon moved in the direction of its length, or with the hand or foot, or with any instrument. To attack with a pointed weapon. To drive, force, or impel. As, a fencer thrusts at his antagonist. To shove.