Toadying türkçesi Toadying nedir

Toadying ile ilgili cümleler

English: Aristotle was toadying up to the Macedonian monarchy.
Turkish: Aristo Makedon monarşisine dalkavukluk ediyordu.

Toadying ingilizcede ne demek, Toadying nerede nasıl kullanılır?

Toadyish : Yalakalık yapan. Dalkavuk. Yaltaklanan.

Toadyism : Yağcılık. Dalkavukluk.

Toadyisms : Dalkavukluk.

Toady : Yalaka. Yalakalık etmek. Dalkavuk. Yağcı. Yağ çekmek. Kuyruk sallayıcı. Dalkavukluk etmek. Yaltakçı. Yaltaklanmak. Şakşakçı.

Toad in the hole : Hamur içinde pişirilmiş et.

Green toad : Kuyruksuz iki yaşamlılar (anura) takımının, kara kurbağasıgiller (bufonidae) familyasından, 7-9 cm kadar uzunlukta, üzeri yeşil renkli, avrupa, asya ve kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeşil karakurbağası. Yeşil kara kurbağası.

Ghost toad : Ek yükleme. Karşı dirençli karartıcılarda, karartıcının yükü genellikle gücünden az olduğundan, sıfıra indirmek ya da tam parlaklık sağlamak için ışıldak dışında ışıtaç ekleme.

Horned toad : Kertenkele. Üstü boynuz gibi kertenkele.

Obstetrical toad : Kuyruksuz iki yaşamlılar (anura) takımının, teker dilli kurbağagiller (discoglossidae) familyasından, erkek birey dişi tarafından arka ayakları arasına bırakılan yumurtaları gelişene kadar taşıyan bir tür. Ebe kurbağa.

 

Clawed toad : Kuyruksuz iki yaşamlılar (anura) takımının, petekli kurbağagiller (pipidae) familyasından, tırnakları pençe biçiminde, afrika'da yaşayan, yumurtaları büyük olduğu için gelişme biyolojisi ve gen araştırmalarında kullanılan bir tür. Pençe tırnaklı kurbağa.

İngilizce Toadying Türkçe anlamı, Toadying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Toadying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fawn : Yaltaklık etmek. Geyik yavrusu. Kuyruk sallamak. Yavru geyik. Açık kahverengi. Geyik doğurmak. Yavrulamak. Alageyik yavrusu.

Apple polish : Birini överek gözüne girmek. Yağcılık yapmak. (argo terim) dalkavukluk etmek. Pohpohlayarak fayda sağlamak.

Brown nose : Kıç yalamak.

Burthen : Ana fikir. Ağırlaştırmak. Nakarat. Mesuliyet. Yük. Yüklemek. Bir yük koyarak ağırlaştırmak. Sıkmak. Yüklenmek. Külfet.

Creeps : Ürperme. Hafif kaşıntı. Sığınak. Emekleme. Toprak kayması. Sürünme. Kayma. Korku. Ürperti. Yayılma.

Bootlicking : Yaltaklanan. Yalakalık yapan. Dalkavukluk.

Creeper : Tırmaşık kuşu. Sarmaşık. Zıbın. Tulum. Bebek tulumu. Krampon (dağcılık). Sürüngen bitki. Sürüngen.

Clappers : Dil. Şakşak. Çan dili. Kaynana zırıltısı (argo terim). Alkışlayıcı kimse.

Blarney : Övme. Pohpohlama. Piyaz. Yağ. Dalkavukluk. Yaltaklanma. Yağ çekme. Dil dökme. Yağcılık.

Toadying synonyms : indefinite quantity, live load, superload, blandish, adulated, apple polisher, cheekier, ass kisser, bootlicker, cajoler, crawlers, cheeky, greasers, weight, toadeater, groveler, fawner, adulatory, adulator, bootlicked, overburden, adulate, clapper boy, bootlick, obsequious, creep, coaxers, yes man, blandished, bumsucker, bootlickers, coaxer, crawler.

 

Toadying zıt anlamlı kelimeler, Toadying kelime anlamı

Sincere : Gerçek. Sadık. İçi dışı bir. Muhlis. Candan. Halis. Yürekten. Gönülden. Dürüst. Hüsnüniyet.

Inactivity : Hareketsizlik. Üşengeçlik. Durgunluk. Etkisizlik. Avarelik. Tesirsizlik. Tembellik.