Traketomi nedir, Traketomi ne demek
Traketomi; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
Üst solunum yollarının akut ödemi, tümörleri, stenozları, yabancı cisme bağlı asfeksi olguları, burun boşluğu ve sinüslerde yapılacak ameliyatlardan önce soluk borusunun ameliyatla açılması.
Traketomi anlamı, kısaca tanımı
Trak : Oyuncunun sahneye çıkacağı sırada ya da oyun sırasında, korkuya kapılması, rolünü unutması
Traketom : Üst solunum yollarının herhangi bir suretle kapanıp hayvanların havasızlıktan boğulmalarını önlemek amacıyla boynun üst kısımlarında soluk borusunu delip buraya tüp yerleştirebilmek için kullanılan aygıtlar. Soluk borusunun ameliyatla açılmasından sonra soluk borusuna yerleştirilen ilk aygıt.
Trake : Soluk borusu. Eklem bacaklılarda bulunan özel solunum kanalları.
Traketomi tüpü : Soluk borusunun ameliyatla açılmasından sonra yerleştirilen tüp biçimindeki aygıt.
Burun boşluğu : Burun içinde bulunan ve üzerindeki mukoza örtüsü kısmen koklama sinirleri ile donanmış olan bir çift boşluk. Septum nazi denen kıkırdak ve kemikten oluşan bir bölmeyle iki yarıma ayrılmış, önde burun delikleri, arkada choana ve pars nasalis pharygise açılan burun deliklerinden sonraki hava iletici boşlukları, kavum nazi. Burun içinde bulunan ve üzerindeki mukoza örtüsü kısmen koklama sinirleriyle donanmış olan bir çift boşluk.
Soluk borusu : Gırtlakla bronşlar arasında bulunan, yaklaşık 12 santimetre uzunluğunda, havanın akciğerlere girip çıkmasını sağlayan boru, nefes borusu.
Ameliyat : Hasta üzerinde tedavi amacıyla uygulanan kesme ve dikme işlemi, cerrahi müdahale, operasyon. İşler, faaliyetler.
Solunum : Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket, teneffüs. Bitkilerde geceleri oksijen alıp karbondioksit verme, gündüzleri ise karbondioksit alıp oksijen verme biçiminde görülen hareket.
Yabancı : Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad.
Asfeksi : Boğulma, solunumun durması hâli, oksijen yokluğundan ileri gelen boğulma. Boğulma.
Açılma : Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
Stenoz : Bir kanal veya deliğin daralması. Vücut kanallarının, damarların, kanal biçimindeki oluşumun veya kanala açılan deliğin normal dışı darlığı veya daralması, striktür.
Tümör : Ur.
Yaban : İnsan yaşamayan ıssız yer. Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse. Vahşi olan, evcil olmayan canlı. Aile ocağından uzak olan yer. Kendi kendine yetişen bitki. Issız.
Steno : Söylenen sözleri söylendiği kadar çabuk yazmaya elverişli, kısa ve yalın işaretlerden oluşan yazı yöntemi, stenografi. Bu yazı yöntemini kullanarak herhangi bir metni konuşma hızıyla yazan kimse, stenograf.
Soluk : Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes. Parlaklığını, gücünü yitirmiş (ışık). Rengi kaybolmuş, matlaşmış (nesne). Rengi atmış olan, solmuş, uçuk. Tarz. Ciğerlere hava alıp verme.
Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.
Burun : Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Kibir, büyüklenme.
Sinüs : Organların veya dokuların arasında bulunan boşluklar. Trigonometrik bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı.
Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.
Diğer dillerde Traketomi anlamı nedir?
İngilizce'de Traketomi ne demek ? : tracheotomy

Bu kısımda Traketomi nedir? Traketomi ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Traketomi tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Traketomi hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.