Trivia türkçesi Trivia nedir

Trivia ile ilgili cümleler

English: A trivial problem doesn't require long contemplation.
Turkish: Önemsiz bir problem, uzun tefekküre ihtiyaç duymaz.

English: A straight line is a trivial example of a curve.
Turkish: Düz bir çizgi bir eğrinin önemsiz bir örneğidir.

English: A trivial problem does not require a long cogitation.
Turkish: Önemsiz bir sorun uzun bir düşünme gerektirmez.

English: Both the proof and solution are trivial.
Turkish: Hem kanıt hemde çözüm önemsiz.

English: Don't bother your parents with such a trivial thing.
Turkish: Anne babanı böyle saçma bir şeyle rahatsız etme.

Trivia ingilizcede ne demek, Trivia nerede nasıl kullanılır?

Trivial : Havadan sudan. Ivır zıvır. Önemsiz. Sıradan. Ufak. Ufak tefek. Kırtıpil. Saçma. Küçük.

Trivial file transfer protocol : Önemsiz dosya aktarım protokolü. Küçük dosya transfer protokolü. Ftp'nin kullanıcının kimliğini kontrol etme kabiliyetine sahip olmayan basit versiyonu. Dosya aktarımı için basit protokol. Tftp.

Trivial solution : Apaçık çözüm. Değersiz çözüm. Aşikar çözüm.

Trivialisation : Önemsizleştirme (bir konuyu vb).

Trivialisations : Önemsizleştirme (bir konuyu vb).

Trivialism : Önemsiz veya değersiz şey. Önemden yoksun şey veya başlık.

 

Trivialised : Önemini azaltmak. Önemsizleştirmek. Önemsizleştirmek (bir konuyu vb). Değersizleştirmek. Önemini yoksaymak. Saçmalamak. Değersizleştirmek (ayrıca trivialize).

Trivialising : Önemsizleştirmek (bir konuyu vb). Değersizleştirmek (ayrıca trivialize). Saçmalamak. Önemsizleştirmek. Değersizleştirmek. Önemini azaltmak. Önemini yoksaymak.

Trivialness : Gamsızlık. Ufak işlerle uğraşma. Değersizlik. Ciddiye almama durumu. Anlamsızlık. Önemsizlik.

Trivially : Değer vermeyen bir şekilde. Değersiz bir tarzda. Önemsiz bir şekilde. Önem vermeden.

İngilizce Trivia Türkçe anlamı, Trivia eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Trivia ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frivolity : Manasızlık. Eğlence. Hafiflik. Ciddiyetten yoksun hareket veya söz. Delişmenlik. Hoppalık. Ciddiyetsizlik. Anlamsızlık. Saçmalık. Havailik.

Doohickey : Şey. Biblo. Zamazingo. Adı anımsanmayan şey. Zımbırtı.

Object : Cisim. Bilgisayar, eğitim, fizik, gramer alanlarında kullanılır. Gık demek. Mevzu. Madde. Razı olmamak. Hedef. Karşı çıkmak. Şey. Doğal çevresinden olduğu gibi alınarak incelenmek üzere dersliğe ya da deney odasına getirilen herhangi bir konu.

Bits and pieces : Kalıntılar. Döküntüler. Ufak tefek şeyler. Ufak şeyler. Kırıntılar. Her türlü şeyler.

Bunk : Yatak (gemi.). Kuşet. Kaçma. Kaçmak. Tüymek. Tabanları yağlamak. Ranza. Zırva. Ranzada yatmak.

Trifle : Boş konuşmak. Meyveli tatlı. Dalga geçmek. Üşengeçlik etmek. Bir tür jöle. Harcamak. Boş şeyler konuşmak. Çarçur etmek. Oyalanmak. Hafife almak.

 

Bric a brac : Biblolar. Ufak süs eşyaları. Ufak süslemeler. Antikalar.

Doodad : Şey. Adı anımsanmayan şey. İncik boncuk. Biblo. Zımbırtı. Zamazingo.

Bunking : Ranzada yatmak. Kaçmak. Kuşet. Tüymek. Kaçma. Palavra. Yatakta yatmak. Sıvışmak. Tabanları yağlamak.

Dead wood : Kuru dallar. Bir şirketin üyesi olup şirketin üretimine uzunca bir süredir katkıda bulunmayan kişi. Bir grubun işe yaramaz üyesi. Komedi ikilisinin ciddi olan karakteri. Çürük elma. Faydasız kimse. Eski püskü şeyler. İkili komedi oyununda ciddi karakteri oynayan oyuncu. Kurumuş ağaçlar.

Trivia synonyms : physical object, farrago, triviality, bagatelle, bunked, crap, dreck, small potatoes, bunks, frippery, de minimis, small beer, balderdash, doodads, drecks, fluff.