Two time türkçesi Two time nedir

  • Faka bastırmak.
  • Aldatmak.
  • İkili oynamak.
  • Aldatmak (eş).
  • İhanet etmek.

Two time ile ilgili cümleler

English: I have to change buses two times.
Turkish: İki kez otobüs değiştirmek zorundayım.

English: This happens more than two times per week.
Turkish: Bu, haftada iki defadan fazla olur.

English: Most people brush their teeth at least two times a day.
Turkish: Çoğu kişi dişlerini günde en az iki kez fırçalar.

English: I've been to Kyoto two times.
Turkish: Kyoto'da iki kez bulundum.

English: Although I had taken two pills two times, my headache did not go away.
Turkish: İki kez iki hap almama rağmen, baş ağrım hâlâ geçmedi.

Two time ingilizcede ne demek, Two time nerede nasıl kullanılır?

Two : İkisi. İskambilde ikili. İki rakamı. İki tane. 2. İkili. İki. Çift. İki adet.

Time : Belirli bir zamana göre ayarlamak. Yerbilim zamanı. Tempo tutmak. Zaman. Saat tutmak. Ayarlamak. Önel. Kere. Zamanlama yapmak. Vakit.

Two timer : İkiyüzlü. İhanet eden.

Two times : İki kez. İki misli. İki katı.

Two times two is four : İki kere iki dört.

Two address : İki adresli.

Two a penny : Çok sıradan.

İngilizce Two time Türkçe anlamı, Two time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Two time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Beguiles : Saptırmak. Hoşça geçirmek. Aklını çelmek. Cezbetmek. Çekmek. Eğlendirmek. Nasıl geçtiğini anlamamak. Kandırmak. Ayartmak.

Trick : Dalavere. Ala. Çeşitli uygulayım yollarıyla seyirciyi etkilemek için yapılan ve yanılsamaya dayandırılan hilelerin tümü. Bir çıkar nedeniyle hayvanın kusurlarını gizlemek veya daha iyi nitelikte göstermek için yapılan işlemler. Çapraza getirmek. Sahne hilesi. Dinleyenleri eğlendirmek amacıyla düzenlenen, içi kurnazlık ve dalaverelerle dolu olan bir tür düzmece anlatı, bk. halk alası. krş. masal, öykü. Üçkağıda getirmek.

Doublecrossing : Bir sözü birini tutmamak. Kazık atmak. Kandırmak.

Give the game away : Açığa çıkarmak. Satmak (arkadaşlarını). Oyunu bozmak.

Betraying : Ele vermek. Hıyanet etmek. Kötüye kullanmak. Ağzından kaçırmak. Hainlik etmek. İspiyonculuk. Açığa vurmak.

Rat : Fare. Parti değiştiren milletvekili. İhbar etmek. Döneklik etmek. Dönek. Hainlik etmek. İspiyoncu. Fare tutmak. Parti değiştirmek. Hain.

Beguile : Çekmek. Büyülemek. Hoşça geçirmek. Kandırmak. Aklını çelmek. Cezbetmek. Saptırmak. Ayartmak. Eğlendirmek.

Befool : Aptal yerine koymak. İşletmek. Kandırmak.

Bamboozle : Üçkağıda getirmek. Kandırmak. Şaşırtmak. İşletmek. Kafeslemek. Yamuk yapmak. Kazıklamak.

Bamboozling : Kazıklamak. Kafeslemek. Şaşırtmak. Üçkağıda getirmek. Kandırmak. İşletmek. Yamuk yapmak.

Two time synonyms : play both ends against the middle, cheated, hornswoggle, ratting, be unfaithful, betray, doublecross, tricked, befools, bilks, cheat, rationale, tricking, bamboozles, betrays, deceives, deceive, tricks, befooled, ratted, cheats, rationales, hornswoggled, bilk, blear the eyes, double cross, hornswoggling, deceived, bilked, bilking.