Ufak doldurmalık nedir, Ufak doldurmalık ne demek

Ufak doldurmalık; Sinema alanında kullanılan bir terimdir.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Doldurmalık ile kutucuk arasında yer alan kapalı, eksenli kutu.

Ufak doldurmalık kısaca anlamı, tanımı

Doldurma : Doldurmak işi. Yükleme. Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım

Ufak : Boyutları normalden küçük. Önemsiz, çok az. Kısa bir süre. Makam, derece bakımından geri olan. Yaşça daha küçük olan.

Kapalı e : Boğumlanma noktası i ve e ünlüleri arasında bulunan e sesi (ė). Ön ya da iç seslerde olmak üzere hep kök hecede bulunur: ėrken, ėrkenden, yėdi, gėce, ėtmek, vėrmek, yėmek, dėmek, yėtişmek, yėl, yėle vb.

Kutucuk : Alıcı ya da göstericiye doğrudan doğruya takılmak üzere önceden hazırlanmış belli uzunluktaki filmi taşıyan, üzerindeki çeşitli girinti çıkıntılarla özdevinimli alıcıların ışıklama düzenini kendi kendine ayarlayabilen ufak, ışık geçirmez kutu, film kutucuğu. İçinde, mıknatıslı ses kuşağının sağa ya da sola sarılmasını sağlayan alıcı ve verici eksen ya da makarası olan, ufak boy ses aygıtlarına kolayca takılıp çıkarılan, ses saptanmış olarak piyasaya hazır sürülenleri de bulunan ufak kutu; ses kutucuğu. Kutucuklu televizyonda, kutucuklu görüntü aygıtında kullanılan, içinde mıknatıslı görüntü kuşağı bulunan ufak kutu; televizyon kutucuğu.

 

Kutucu : Kutu yapan veya satan kimse.

Kapalı : Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Geçilmez durumda olan. Açık olmayan (giyecek). Bulutlu, karanlık (hava). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Başı örtülü (kadın). Gizli, saklı.

Eksen : Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver. Çizgi. Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. Dingil.

Kutu : İnce tahta, mukavva, teneke, plastik vb.nden yapılmış, genellikle kapaklı kap. Bir kimsede, bir yerde, bir şeyde iyi veya kötü bir özelliğin fazlalığını belirten bir söz. Bu kabın alabildiği miktarda olan. Elektrik veya telefon tellerinin toplanıp bağlandığı kap.

Alan : Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

 

İle : Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde ". olarak, . bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

Diğer dillerde Ufak doldurmalık anlamı nedir?

İngilizce'de Ufak doldurmalık ne demek ? : charger