Up the street türkçesi Up the street nedir

Up the street ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary walked up the street together.
Turkish: Ali ve Mary cadde boyunca birlikte yürüdü.

English: Ali motioned up the street.
Turkish: Ali caddeyi işaret etti.

English: I teach French at the high school up the street.
Turkish: Caddenin yukarısındaki lisede Fransızca öğretirim.

English: Go straight up the street for about 100 meters, and you will get to the junction of three roads.
Turkish: Caddede yaklaşık 100 metre kadar düz gidin, ve üç yollu kavşağa varırsınız.

Up the street ingilizcede ne demek, Up the street nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Street : Borsa dışı. Yerleşim yerlerinde ana yol. Adres. Sokak. Yol. Mahalle. Cadde.

Up the creek : Zor durumda. Boktan. Kelek. Berbat. Başı dertte veya belada.

Up the hill : Tepede.

Up the pole : Deli. Aklen rahatsız. Üzüntülü. Kafadan kontak. Sarhoş. Izdıraplı. Delirmiş. Fıttırmış. Aklını kaçırmış. Kaçık.

Bring up the rear : Sondan gelmek. Arkada kalmak. Sonuncu olmak. Sonuncu gelmek. Sıranın sonunda olmak. En sonuncu gelmek. Arkada olmak. En son gelmek. Yarışta sonuncu gelmek.

 

Up the spout : Karnı burnunda. Heba olmuş. Harap olmuş. Kaybolmuş. Hamile. Rehinde. Perişan. Boşa gitmiş. Mahvolmuş. Bozuk para gibi harcanmış.

Be up the pole : Zorda olmak. Çakırkeyif olmak. Zor durumda olmak. Sarhoş olmak.

Up the tree : Ağacın tepesinde.

Up the river : Cezaevinde. Nehirden yukarı. Kodeste. Hapse. Hapiste. Hapishaneye.

İngilizce Up the street Türkçe anlamı, Up the street eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Up the street ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Uphills : Yokuş yukarı giden. Yukarıya. Yükselen. Çetin. Zahmetli. Bayır yukarı. Güç. Yukarıya giden. Zor.

Uphill : Çetin. Bayır yukarı. Zor. Yukarıya giden. Güç. Yokuş yukarı giden. Yukarıya. Yükselen. Zahmetli.