Up the hill türkçesi Up the hill nedir

  • Tepede.

Up the hill ile ilgili cümleler

English: After running up the hill, I was completely out of breath.
Turkish: Tepeye kadar koştuktan sonra, ben tamamen nefes nefese kaldım.

English: He drove slowly up the hill.
Turkish: O, tepeye doğru yavaşça sürdü.

English: I walked up the hill.
Turkish: Ben tepeye yürüdüm.

English: Ali ran up the hill.
Turkish: Ali tepeye koştu.

English: Ali started running up the hill.
Turkish: Ali tepeye koşmaya başladı.

Up the hill ingilizcede ne demek, Up the hill nerede nasıl kullanılır?

The : Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Hill : Dağ kadar yüksek olmayan yer yükseltisi. Yığmak. Başın üst bölümü. Bayır. Yokuş. Tepecik. Tepelemek. Tepe. Bağılyüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimine verilen ad.

Up the creek : Boktan. Kelek. Zor durumda. Başı dertte veya belada. Berbat.

Up the pole : Fıttırmış. Delirmiş. Aklen rahatsız. Deli. Kaçık. Aklını kaçırmış. Üzüntülü. Sarhoş. Kafadan kontak. Izdıraplı.

Up the river : Hapse. Cezaevinde. Kodeste. Hapiste. Hapishaneye. Nehirden yukarı.

 

Bringing up the rear : Son noktada veya yerde olma. Arkada olma. Sonda olma.

Bark up the wrong tree : Yanlış kapıyı çalmak. Yanlış kapı çalmak. Yanlış taşın altına bakmak. Yanlış kişiyi suçlamak.

Up the spout : Karnı burnunda. Heba olmuş. Perişan. Hamile. Boşa gitmiş. Bozuk para gibi harcanmış. Mahvolmuş. Rehinde. Kaybolmuş. Harap olmuş.

Bring up the subject : Açmak. Konuyu açmak.

Be up the pole : Zorda olmak. Zor durumda olmak. Çakırkeyif olmak. Sarhoş olmak.

İngilizce Up the hill Türkçe anlamı, Up the hill eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Up the hill ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Overhead : Yukarıda. Tepeden. Üstten. Genel giderlerle ilgili. Genel masraflar. Havai. Asma. Kafasının üstünde.

At the top : Üstte.

At the head of : Önünde. Başında bulunmak. Önde gelen.

On top : Üzerinde. Üstte. Zirvede. Dorukta. Üstünde. -in üstünde bulunan.

Atop : Üstüne. Üstünde. Daha iyi. Üstün. Üzerine. Üzerinde. Üstte.