Bring up the subject türkçesi Bring up the subject nedir
- Açmak.
- Konuyu açmak.
Bring up the subject ile ilgili cümleler
English: Ali hesitated to bring up the subject.
Turkish: Ali konudan bahsetmeye çekindi.
Bring up the subject ingilizcede ne demek, Bring up the subject nerede nasıl kullanılır?
Bring : İkna etmek. Doğurmak. Sebebiyet vermek. Getirmek. Kazandırmak. Razı etmek. Vermek (ceza). Neden olmak. Ayıltmak. Kandırmak.
The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.
Subject : Denek. Ele alınan, üzerinde konuşulan ya da yazı yazılan düşünce, sorun, durum ya da olay. herhangi bir ders kapsamının, belli bir sürede öğretilecek bölümlerinden her biri. Boyun eğdirmek. Bir oyunun en kestirme biçimde anlatılabilecek baş olgusu. Özne. Tabi. Bir deneylemede deneysel değişkenin etkileri altında bırakılarak değişmeleri gözlenen ya da deneye vurulan edilgen birey ya da canlı. bk. katılmacı denek. Uyruk. Ders. Üzerinde, deney, araştırma, ölçme, sayısal işlem ve değerlendirme yapılan kimse ya da şey.
Bring up the rear : Sondan gelmek. Sonuncu olmak. Yarışta sonuncu gelmek. Sonuncu gelmek. Sıranın sonunda olmak. Arkada olmak. En son gelmek. En sonuncu gelmek. Arkada kalmak.
Bring up : Bahis açmak. Büyütmek. Terbiye etmek. Yetiştirmek. Durduruvermek. Beslemek. Bahsetmek. Azarlamak. Kusmak. Çocuklardan sakınmak.
Bring up a problem : Bir problemi ortaya koymak. Sıkıntı verici bir konuya yol açmak.
Bring up in conversation : Açmak.
Bring up a calculator : Hesap makinesi aç.
İngilizce Bring up the subject Türkçe anlamı, Bring up the subject eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Bring up the subject ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bloom : Güzelleşmek. Mikroskobik alglerin aşırı çoğalması ve tabiatta gözle görülen koloniler oluşturması. Alg çiçeklenmesi. (ürün) zenginleşmek. Yüze renk gelmek. Gelişmek. Yüzüne renk gelmek. Külçe haline getirmek (demir). Serpilmek.
Broaches : Açmak (bir konuyu). Delik açmak. Şiş. Delmek. Del. İleri sürmek. Çekmek. Konuya girmek. Şişlemek.
Broaching : Tığ çekme. Delmek. İleri sürmek. Broşlama. Rayba salma. Rayba sarma. Şişleme. Boşaltma.
Bared : Soymak. Çıkarmak. Yalın. Açılmak.
Bares : Açığa vurmak. Çıplak. Açık. Açılmak. Soymak. Çıkarmak. Gözle görülür hale getirmek.
Bare : Açığa çıkartmak. Açık. Çıkarmak. Açığa vurmak. Soymak. Gözle görülür hale getirmek. Süssüz. Tamtakır. Boş.
Broach : Konuya girmek. Konu açmak. Delmek. Del. Şiş. Şişlemek. Delik açmak. Çekmek. İleri sürmek.
Break : Yakın dövüşü bırakmak. Ani değişim. Açıklık. Ara vermek. Mola. Batmak. Mahvetmek. Kopmak. Şans. Kırık.
Cave : Siyasi partiden kopan grup. Çökmek. Batmak. Kovuk. Yıkılmak. Kireçtaşlarının erimesiyle oluşan, in ve mağaraların başlangıç evresi olan yeraltı oyuğu. İn. Oyulmak. Mağara.
Bring up the subject synonyms : bring up in conversation, broached, acumination, cave in, break open, acuminate.

Bu kısımda Bring up the subject kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Bring up the subject ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Bring up the subject anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Bring up the subject ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.