Up the river türkçesi Up the river nedir

  • Hapishaneye.
  • Kodeste.
  • Cezaevinde.
  • Hapiste.
  • Nehirden yukarı.
  • Hapse.

Up the river ile ilgili cümleler

English: Salmon go up the river and lay their eggs in the sand.
Turkish: Somon nehre gider ve yumurtalarını kuma yumurtlar.

English: They rowed up the river.
Turkish: Onlar nehrin yukarısına doğru kürek çektiler.

English: The Bakers have a farm up the river.
Turkish: Bakers'ların nehrin yukarısında bir çiftlikleri var.

English: There is a village about three kilometers up the river from here.
Turkish: Buradan yaklaşık nehrin üç kilometre yukarısında bir köy var.

English: We rowed up the river against the current.
Turkish: Nehirde akıntıya karşı kürek çektik.

Up the river ingilizcede ne demek, Up the river nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

River : Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir. Irmak. Deniz veya göle akan büyük ölçekli akarsu. Akarsu. Okyanus. Akış. Nehir.

Up the creek : Başı dertte veya belada. Boktan. Zor durumda. Kelek. Berbat.

 

Up the hill : Tepede.

Up the pole : Deli. Aklını kaçırmış. Kaçık. Izdıraplı. Fıttırmış. Kafadan kontak. Üzüntülü. Aklen rahatsız. Sarhoş. Delirmiş.

Bringing up the rear : Sonda olma. Arkada olma. Son noktada veya yerde olma.

Clear up the mess : Pisliği temizlemek. Karışıklığı temizlemek.

Bring up the subject : Konuyu açmak. Açmak.

Bark up the wrong tree : Yanlış kapı çalmak. Yanlış kişiyi suçlamak. Yanlış kapıyı çalmak. Yanlış taşın altına bakmak.

Up the tree : Ağacın tepesinde.

İngilizce Up the river Türkçe anlamı, Up the river eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Up the river ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In custody : İçeride. Yasal memurlar tarafından tutulma. Gözaltında. Tutuklu olma.

Behind bolt and bar : Hapsedilmiş. Sürgü ve parmaklık ardında. Cezaevine konulmuş. Parmaklıklar ardında.

In prison : İçerde.

Boxed up : Sarhoş.

In limbo : Sallantıda. Ne orada ne burada. Sürüncemede. Arafta kalmış. İki dünya arasında.

In captivity : Tutsak (hayvan mahkum vs). İçeride. Tutsak. Tutuklu.

Behind bars : İçerde. Mahpus. Parmaklıklar ardında. Tutukevinde. Mapusta. Parmaklıkların arkasında. Demir parmaklıklar ardında.

Boxed : Uçmuş. Kutulanmış. Sarhoş. (argo terim) uyuşturucu ile kendinden geçmiş. Ambalajlanmış. Kutuya konulmuş. (uyuşturucu yüzünden) kendinden geçmiş.

Inside : İç taraftaki. Gizli. İç (taraf). Ç. Mide. İçine. İçeriye. İçerisinde. İçteki. İç kısım.

In hock : Hapishanede. Borçlu. Rehinde.

Up the river synonyms : in stir, under lock and key, bahind bars.