Tutsak nedir, Tutsak ne demek

Tutsak; bir askerlik terimidir.

  • Savaşta ele geçen düşman, esir
  • Bir şeye veya bir kimseye çok bağlı, kendisini bir şeyin etkisinden kurtaramayan kimse.
  • Gitmesine, serbestçe hareketine engel olunan.

"Tutsak" ile ilgili cümle

  • "Her insan kendi kuruluşuna uygun bir romantizmin tutsağı." - A. İlhan
  • "Hayatı anlamazsan tutsak olduğunu bile bilemezsin, hakkını arayamazsın." - E. Işınsu

Yerel Türkçe anlamı:

Bir borcun ödeneceğine inanca olarak, ödediğinde geri alınmak üzere, borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey, rehin

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Halk müzik aracı olan sazlarda, burgulardan gelen tellerin tutturulduğu kısım. (Gıranışık -Bilecik)

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: dutsak]

Tutsak hakkında bilgiler

Savaş tutsağı ya da savaş esiri, savaş sırasında karşı tarafça yakalanan ya da hapsedilen kişi. Dar anlamda düzenli ordu mensupları için kullanılan savaş tutsağı terimi, daha geniş bir tanımla gerillaları, düşmana karşı açıkça silaha sarılan sivilleri ve bir askeri güçle bağlantılı silahsız kişileri de kapsar.

Savaş tarihinin ilk dönemlerinde, yenilen taraf savaş alanında hemen öldürülürdü. Yenilen kabile ya da halkın kadınları, çocukları ve yaşlıları genellikle benzer biçimde ortadan kaldırılır, bazen de köleleştirilirdi.

 

Savaş kuralları değiştikçe, tutsaklara karşı davranışlar da değişti. Düşman askerlerini köleleştirme uygulaması Avrupa'da daha ortaçağda gerilemeye yüz tuttu. Ama tutsakları fidye karşılığında serbest bırakma yöntemi yaygın olarak 17. yüzyıla değin sürdü. Sivilleri tutsak alma gereksiz bir yük ve haksız bir uygulama olarak görülmeye başladı. Paralı asker kullanımının yaygınlaşması da tutsaklar için daha hoşgörülü bir ortam yarattı; çünkü her savaşın galibi bir sonraki savaşta yenilebileceğini biliyordu.

16. ve 17. yüzyıl başlarında bazı Avrupalı siyaset ve hukuk felsefecileri genel olarak savaş kuralları ve tutsaklık üzerine daha insancıl yaklaşımları öne sürdüler. Savaş anlaşmazlığı çözmek için gerekenin ötesinde can ve mal kaybından kaçınma düşüncesi giderek daha çok yandaş buldu. Tutsakları fidyesiz olarak serbest bırakmayı öngören Vestfalya Antlaşması (1648), savaş tutsaklarının köleleştirme uygulamasını sona erdiren bir dönüm noktası oldu.

Tutsak ile ilgili Cümleler

  • Tutsakların kaderi görüşmenin sonucuna göre değişir.
  • Tutsak edilmek üzere olduğumu düşündüğümde koşabildiğim kadar hızlı koştum.
  • Kendinizi benim tutsaklarım olarak düşünün.
  • Tutsak zincirle bağlıydı.
  • Tüm kapılar üstüne kilitlenmiş de olsa birinin kalbinde yer tutan hiç kimse tutsak değildir kendi kafesine.
  • Grant, 14.000 tutsak aldı.
 

Tutsak anlamı, tanımı:

Savaş : Uğraşma, kavga, mücadele. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele. Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal.

Düşman : Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.). Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse.

Esir : Hava. Tutsak. Köle. Atomlar arasındaki boşluğu ve bütün evreni doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz. Bir düşünceye veya bir kimseye körü körüne bağlı olan kimse.

Tutsak düşmek : Esir olmak, hükmü altına girmek.

Tutsak olmak : Bir kimsenin veya nesnenin müptelası olmak. savaşta düşmanın eline geçmek.

Tutsak pazarı : Tutsakların köle gibi alınıp satıldığı yer, esir pazarı.

Tutsaklık : Tutsak olma durumu, esirlik, esaret.

Serbestçe : Hareketlerine dikkat etmeyen. (serbes'tçe) Serbest bir biçimde.

Hareket : Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Deprem. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Davranış, tutum. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Yola çıkma. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Devinim.

Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim.

Kurt : Güney gök küresinde, Akrep ile Boğa arasında bulunan takımyıldız. Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan. İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz. Bazı böceklere veya bazı böcek kurtçuklarına verilen ad. Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan (Canis lupus). Bir yeri, bir şeyi iyi bilen.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri.

Geçen : Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.).

Tutsak etmek : Engel olmak, alıkoymak oyalamak : Sen beni bu işle tutsak ettin.

Tutsak mal : Zorunlu olarak birlikte tüketilmesi gereken tamamlayıcı mallar.

Tutsak piyasa : Kıtlık, ikame mallarının olmaması veya yüksek fiyatlı olması, rekabetin olmaması gibi nedenlere bağlı olarak olası alıcıların belli bir firmadan mal satın almak zorunda kaldıkları piyasa. Potential customers who are constrained to purchase a good or service from a particular supplier because of ( shortages, ( competitors' high prices, ( lack of competition, ( unique feature or benefit of the item, or ( the seller owning the buying entity.

Diğer dillerde Tutsak anlamı nedir?

İngilizce'de Tutsak ne demek? : n. prisoner, captive

Fransızca'da Tutsak : prisonnier/ière, captif/ive

Almanca'da Tutsak : Gefangene

Rusça'da Tutsak : n. пленник (M)

adj. пленный