Upbringing türkçesi Upbringing nedir

  • Yetişim.
  • Çocuk bakım ve eğitimi.
  • Terbiye verme.
  • Terbiye.
  • Yetişme.
  • Terbiye etmek.
  • Yetiştirilme tarzı.
  • (çocuk) yetişme tarzı.
  • Yetiştirme.

Upbringing ile ilgili cümleler

English: They differed with each other on the care and upbringing of their children.
Turkish: Onlar çocukların bakım ve yetiştirilmesinde birbirleriyle farklıydı.

English: He's had a liberal upbringing.
Turkish: O, özgürlükçü bir terbiye aldı.

Upbringing ingilizcede ne demek, Upbringing nerede nasıl kullanılır?

Upbringings : Çocuk bakım ve eğitimi. Yetiştirilme tarzı. Yetiştirme. Terbiye etmek. Terbiye. Terbiye verme. (çocuk) yetişme tarzı. Yetişme. Yetişim.

İngilizce Upbringing Türkçe anlamı, Upbringing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Upbringing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Discipline : Eğitmek. Bilimdalı. Konusu, incelediği olaylar ya da yordam ve işlemleriyle ötekilerden ayrılan altbilim. Cezalandırmak. Kontrol etmek. Disipline etmek. Disiplin sağlamak. Yola getirmek.

Fostering : Teşvik etmek. Bakmak. Gayretlendirmek. Büyütmek. Beslemek. Teşvik etme. Besleme. Dişi bir hayvanı kendisine ait olmayan bir yavrunun annesi yapmak veya bir yavruyu başka bir anneye vermek, kabullendirme. Sütannelik.

 

Dressage : Atın terbiyesi ve binicisiyle uyumu. Engel atlama (binicilik). Atı terbiye etme. At terbiyesi. Atın binicisine uyumlu davranması. Hayvan terbiyesi. Koşum bağlama.

Chastens : Yumuşatmak. Yola getirmek. Dersini vermek. Basitleştirmek. Aklını başına getirmek. Sadeleştirmek. Islah etmek. Uslandırmak. Islah etmek için cezalandırmak.

Raising : Kabartma. Şardonlama. Tüylendirme. Kaldırma. Yükseltme. Kendini bilen. Zam. Eder artırımı. Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması.

Dressing : Apre. Giyinme. Pervaz. Giyinme kuşanma. Giyme. Giyim. Sos. Yapının dış kısmı. Kuklayı giydirme işi.

Civility : Kibarlık. Nezaket. İncelik. Edep.

Breeding : Hayvancılık. Coğrafya, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yavrulama. Edep. Aşım. Kesit. Erkek hayvanın dişiyle çiftleşmesi, çiftleştirme. Dönüşüm oranı 1 'den büyük olan işlem.

Educate : Eğitimden geçirmek. Eğitmek. Okutmak. Öğrenim gördürmek. Yetiştirmek. Öğretmek. Mürekkep yalamak.

Nurturing : Korumacı. Bakım veya besin sağlama. Gelişmesine yardım etme. Besleme. Büyütme. Anaç.

Upbringing synonyms : cultivation, edified, raisings, bringing up, acculturation, dressages, educating, selective breeding, housebreak, inheritance, training, chasten, edifies, decencies, up bringing, cultivations, nurture, upbringings, disciplining, heritage, edify, chast, broke in, enculturation, rearing, socialization, growing, cultures, education, bristliest, disciplines, socialisation, bring up.