Upright türkçesi Upright nedir

  • Yüksek atlamalarda, aşılması gereken çıtayı taşıyan ayakların konduğu direklerden her biri.
  • Doğru.
  • Direk.
  • Onat.
  • Dik.
  • Dikey.
  • Dik duran şey.
  • Dik uzanan.
  • Namuslu.
  • Dikme.
  • Dimdik.
  • Dürüst.
  • Kalkık.
  • Atletizm alanında kullanılır.
  • Nezih.

Upright ile ilgili cümleler

English: She stood bolt upright.
Turkish: O civatayı dik durdurdu.

English: The soul of commerce is upright dealing.
Turkish: Ticaretin ruhu dürüst iş yapmaktır.

English: An empty bag can't stand upright.
Turkish: Boş torba dik duramaz.

Upright ingilizcede ne demek, Upright nerede nasıl kullanılır?

Upright silo : Yüksek su içeren yemlerin oksijensiz ortamda saklandığı yüksek silo. Dikey silo.

Become upright : Dikleşme. Dikleşmek.

Bold upright : Dimdik.

Bolt upright : Kendinden emin biçimde dimdik. Dimdik.

Stand upright : Dinelmek. Dik durmak.

Upriver : Suyun kaynağına doğru. Nehir yukarı. Akıntıya karşı.

Uprights : Doğru. Kale. Kuyruksuz piyano. Namuslu. Dik duran şey. Dik uzanan. Kalkık. Dik. Dikey. Nezih.

Uprightly : Dikey olarak. Dimdik. Dik şekilde. Dik.

Uprises : Yükseğe çıkarmak. Tırmanmak. Ayaklanma. İsyan. Kabarmak. Yukarıya çekmek. Yükselmek. Daha yukarı çıkarmak. Ayaklanmak.

Uprisen : Yukarıya çekmek. Ayaklanmak. Yükseğe çıkarmak. Ayaklanma. Daha yukarı çıkarmak. İsyan. Tırmanmak. Kabarmak. Yükselmek.

 

İngilizce Upright Türkçe anlamı, Upright eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Upright ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Break the record : Belirli bir zamanda kadar resmi olarak belirlenmiş en iyi performanstan daha iyi performans göstermek (örneğin bir spor müsabakasında). Rekor kırmak. Sonaşamlamak. Rekoru kırmak. Eski sonaşamı yenilemek ya da aşıp yeni bir sonaşam elde etmek.

Attics : Atika ile ilgili. Tavan arası. Sade. Çatı katı. Çatı odası. İnce. Atinalılarla ilgili. Çatıarası oda. Tavanarası.

Uprightly : Dikey olarak. Dik şekilde.

Portrait : Betimleme. Baş resmi. Dikey düşey. Portre. Vesikalık fotoğraf. Düşey. İnsan resmi. Tasvir. Resim.

Downright : Dobra dobra konuğan. Düpedüz. Dobra dobra konuşan. Tam. Apaçık. Kesin. Tamamen. Büsbütün. Açıksözlü.

Masts : Kayın palamudu. Meşe palamudu. Palamut. Bayrak direği. Gemi direği. Gönder. Kozalak. Seren.

Endwise : Uç uca. Dikine. Ucu öne doğru. Dik olarak.

Bill : Keser. Gaga. Senet. Kuş gagası. Poliçe. Balta (eski). Burun. Uzantı. Afiş. Hesap.

Incorrupted : Saf. İffetli. Şerefli. Katışıksız. Onurlu. Ahlaklı. Tertemiz. Ahlaken bozulmamış. Masum.

Raised : Kabartma. Zamlı. Çıkıntılı. Yükselmiş. Mayalanmış. Mayalı. Kabarık. Yükseltilmiş.

Upright synonyms : unsloped, backbones, fixing, above board, according to hoyle, dinkum, aright, sheers, pure, rigid, erect, chaste, sheering, cheese, advisable, useful, evenhanded, athlete, only child, becomings, righteous, authentics, conchs, athletics, bar clearence, mast, honest, modest, conscientious, just, conch, lifted, upturned.

 

Upright zıt anlamlı kelimeler, Upright kelime anlamı

Horizontal : Ufka ait. Yatay yerleştir. Yatay düzlem. Düz. Horizontal. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Yatay çizgi. Ufki. Yatay. Yerçekimi doğrultusuna dik düzlem.

Inclined : Meyilli. İstekli. Yetenekli. Yamuk. Eğilimli. Yatmış. Yatkın. Eğimli. Eli yatkın. Mütemayil.

Unrighteous : Adaletsiz. Günahkar. Haksız. Kötü.

Upright ingilizce tanımı, definition of Upright

Upright kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Perpendicular. Vertical, or nearly vertical. Something standing upright, as a piece of timber in a building. Pointing upward. Designating a club in which the head is approximately at a right angle with the shaft. A tool made from a flat strip of steel with chisel edges at both ends, bent into horseshoe, the opening between the cutting edges being adjustable, used for reducing splits to skeins. Called in full upright shave. In an erect position or posture. As, an upright tree.