Urge on türkçesi Urge on nedir

Urge on ingilizcede ne demek, Urge on nerede nasıl kullanılır?

Urge : Kışkırtmak. Sevketmek. Israr etmek. Baskı yapmak. Kaynağı duygulanım olan ve bilinçle herhangi bir ilişkisi bulunmayan güçlü neden ya da güdü. insanı eyleme iten eğilim, ilgi ya da herhangi bir duygu. Zorlamak. Teşvik etmek. İleri sürmek. Sevk etmek.

On : Açık. İle. Çakırkeyif. Devrede. Makbul. Esnasında. Civarında. Giyilmiş. Yönünde.

Urge something on somebody : Israrla anlatmak.

Urge the importance of : Önemine dikkat çekmek. Önemine vurgu yapmak.

Urge to kill : Katletmeye zorlamak. Öldürmeye sev etmek. Cinayete zorlamak.

Urged : Zorlamak. Dürtmek. Sevk etmek. Teşvik etmek. Israr etmek. İleri sürmek. Kışkırtmak. Sıkıştırmek. Baskı yapmak. Doldurmak.

İngilizce Urge on Türkçe anlamı, Urge on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Urge on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Highlight : Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Aydınlatmak. Altını çizmek. Bir resimde çok çiğ ışıkla aydınlatılmış ya da aşırı ışıklanmış bölge. Işıkla vurgulamak. Belirtmek (altını çizerek). Parlak nokta. Önemli olay. İlgi çekici olay.

 

Encourages : Özendirmek. Desteklemek. Korumak. Cesaret vermek. Gayretlendirmek. Yüreklendirmek. Takviye etmek. Teşvik etmek.

Comfort : Konfor. Avutmak. Yardım etmek. Yatıştırmak. Yardım. Rahatlık. Teselli etmek. Memnun etmek. Avuntu.

Elevate : Yüceltmek. Terfi ettirmek. Yükseltmek. Aklı veya ruhu geliştirmek. Namluya yükseliş vermek. Kaldırmak.

Discourses : Araştırma. İşlemek. Söylev vermek. Bahsetmek. Tez. Söylemek. Konuşma. Söylem. Ayrıntılı bir şekilde konuşmak. Ciddi ve ayrıntılı bir şekilde yazmak.

Spur : Güdü. Mahmuz takmak. Teşvik etmek. Mahmuz. Mahmuzlamak. Teşvik etme. Cumba. Dürtmek.

Hearten : Moral vermek. Sevindirmek. Cesaret vermek. Yüreklendirmek. Canlandırmak. Neşelendirmek.

Brought out : Ortaya çıkarmak. Yayımlamak. Çıkarmak. Görülmesini sağlamak. Yayınlamak. Yapmak (yeni bir şeyi). Belli etmek. Meydana çıkarmak. Piyasaya yeni mal sürmek. Piyasaya sürmek.

Emphasise : Önemle belirtmek. Önemine vurgu yapmak. Altını çizmek. Üstüne basmak. Daha belirgin bir şekilde ortaya çıkarmak (örneğin, the skirt she is wearing emphasises her waist {giydiği etek belini ortaya çıkarıyor}) (emphasize olarak da yazılır). Üstünde durmak. (britanya ingilizcesi) vurgulamak. Önemini belirtmek. Belirtmek. Daha açık bir şekilde açıklamak.

Keynotes : Ana nota. Temel düşünce. İlkeleri anlatmak. Dayanak. Parti programı. İlke. Açış konuşması yapmak. Açılış konuşması yapmak. Esas nota.

Urge on synonyms : deliberate, elevates, emphasize, bolster up, discourse, comforts, spurring, dwell on, bolster, encouraged, keynoted, cheerlead, accentuating, encourage, emphasizes, discoursing, keynote, accentuated, comforted, accentuate, discoursed, egg on, dares, give points to, bring out, elaborates, dare, give point to, emphasized, elaborate, accentuates, accenting, cheer.