Validity türkçesi Validity nedir

  • Bir aracın gerçekten ölçmek istediğini ölçme, bir bilginin konusuna uygun düşme yeteneği.
  • Dürüstlük.
  • Doğruluk.
  • Meşruluk.
  • Geçerlilik.
  • Geçerli olma durumu.
  • Bir testin, ölçülmesi istenilen özelliği ya da özellikleri gerçekten ölçebilme niteliği, bk. bileşik geçerlik, görünüş geçerliği, kapsam (konu) geçerliği, tahmin geçerliği, yapı geçerliği. değerlerin belli bir topluma özgü koşullar içinde yürürlükte olabilmesi gücü.
  • Yürürlük süresi.
  • Yasallık.
  • Hüküm.
  • Bir ölçünün, bir bilimsel açıklamanın ölçmek ya da açıklamak istediği şeyi gerçekten ölçmekte, açıklamakta olması niteliği.
  • Sağlamlık.
  • Geçerlik.
  • Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Sıhhat.

Validity ingilizcede ne demek, Validity nerede nasıl kullanılır?

Validity check : Onay denetimi. Geçerlilik sınaması. Geçerlik denetimi. Geçerlik sınaması. Doğrulama denetimi.

Validity checking : Geçerlilik doğrulama. Geçerlilik denetleme. Geçerlilik sınaması.

Validity of marks cession : Yordamına ve yöntemine uygun olarak yapılan marka aktarılmasının geçer sayılması. Marka aktarılmasının geçerliği.

Validity of the patent : Bulgu belgesinin herhangi bir nedenle geçersiz sayılmaması. Bulgu belgesinin geçerliliği.

Validity of treaties : Antlaşmaların geçerliliği.

 

Construct validity : Test sonuçlarının, ölçülmek istenilen özelliklere ilişkin belirtilere uygunluk derecesi. Yapı geçerliği. Kurgusal geçerlik. Yapısal geçerlilik. Yapı geçerliliği. Kurgusal geçerlilik.

Content validity : Kapsam geçerliliği. İçerik geçerliliği. Bir testte bulunan soruların, kapsanılması öngörülen ders programı ya da çalışma sonuçlarını içerme derecesi. Kapsam geçerliği. İçerik geçerliği. Bir ölçme aracının, ölçüm boyutunun kavramsal ve mantıksal içerimlerini yeterince yansıtıp yansıtmadığına bakarak geçerliğini sınama, bk. geçerlik saptama yolları.

Determination of validity : Geçerlik belirlemesi. Bir ölçme işleminin dizgeli ya da değişmez yanılgılardan arınma düzeyini ya da konusunu ölçebilme yeteneğini gösteren çözümleme.

Data validity : Veri geçerliği. Veri onayı.

Validity period : Geçerlilik süresi. Yürürlük süresi. Yürürlük zamanı.

İngilizce Validity Türkçe anlamı, Validity eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Validity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Believability : İnanılırlık. İnandırıcılık. Akla yatkınlık. Makullük.

Cogency : İkna yeteneği. Telkin gücü. İkna edicilik. İkna becerisi. İkna gücü. İnandırıcılık. İnandırma gücü. İkna kabiliyeti. İkna kuvveti.

Candours : Asıl fikrini söyleme. Açık sözlülük. Samimilik. İyi kalplilik. Açıkyüreklilik. Açık yüreklilik. Açık kalplilik. Toksözlülük.

Currencies : Devir. Değer. Tedavül. Para. Döviz. Dolaşım. Yaygınlık.

Erectness : Dikleşme. Diklik. Açıklık.

Availableness : İşe yararlık. Pratiklik. Müsaitlik. Hazır olma. Mevcudiyet. Kolaylık. Elde edilebilme. Erişebilirlik. Mevcut olma.

 

Availabilities : Müsait olma. İşe yararlık. Mevcudiyet. Elverişlilik. Hazır bulunma. Kullanılabilir. Bulunma durumu. Kullanırlık.

Conclusions : Sonuç. Sonuçlar. Sonuçlar bildirgesi. Netice. Son. Karar. Kanı.

Haleness : Sağlıklık. Dinçlik.

Validity synonyms : licitness, effectivity, decision, award, legality, welfare, accurateness, conscientiousness, sanitariness, fastness, candidness, accuracies, durability, authenticities, earthiness, hardness, authentic, legitimacies, integrity, truth, decorousness, standing, assize, legitimateness, authority, tonicity, validities, validity period, arbitraments, arbitrament, rigor, welfares, advice.

Validity zıt anlamlı kelimeler, Validity kelime anlamı

Incredibility : Akıl almazlık. İnanılmazlık. İnanılmaz şey.

Illegality : Yasadışılık. Kanuna muhalefet. İllegallik. Yasadışı olma. Kanuna aykırılık. Kanunsuzluk. Yolsuzluk. Hukuka aykırılık. Nizamsızlık. Gayrimeşruluk.

Validity ingilizce tanımı, definition of Validity

Validity kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Soundness. Justness. Strength. The quality or state of being valid. As, the validity of an argument or proof. Force. Especially, power to convince. The validity of an objection.