Vending türkçesi Vending nedir

  • Bir otelde veya motelde otomatik satış makinelerinin bulunduğu alan.
  • Gezici olarak açıkta yapılan kayıt dışı satış.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • İşporta.

Vending ile ilgili cümleler

English: The vending machine is making strange noises.
Turkish: Otomat garip sesler çıkarıyor.

English: Install a vending machine in our office.
Turkish: Büromuza bir otomat yerleştir.

English: That vending machine is out of order.
Turkish: Bu otomat bozuk.

English: Ali saw vending machines everywhere when he visited Japan.
Turkish: Ali Japonya'yı ziyaret ettiğinde her yerde otomatik satış makinaları gördü.

English: Ali bought a cup of coffee from a vending machine.
Turkish: Ali satış makinesinden bir fincan kahve aldı.

Vending ingilizcede ne demek, Vending nerede nasıl kullanılır?

Vending machine : Mal satmak için kullanılan makine. İçindeki malları satın alabilmek için madeni para ya da jeton kullanılan makine. Satış makinesi. Otomat makinası. Otomatik satış makinesi. Otomat. Otomat makinesi. Para ile çalışan satış otomatı.

Vendibility : Ticareti yapılabilirlik. Pazarlanabilirlik. Satılabilirlik. Pazarlanabilir olma durumu.

Vendible : Satılabilir. Satışı kolay.

Vendibles : Satılabilir. Satışı kolay.

Vendition : Pazarlama. Ticaret yapma. Satış.

 

Omnibus revendications : Çok yanlı istemler. Bulgu belgesi istenirken düzenlenen açıklamada, birden çok durumun koruma kapsamına alınmasının istenmesi.

Cavendish : İşlenmiş tütün. İngiliz bir devlet adamı. Bir soyadı. Devonshire'ın 4'üncü dükü. William cavendish (1720-1764). Hidrojenin özelliklerini keşfetmiş olan ve suyun da hidrojen ve oksijenin bir bileşimi olduğunu göstermiş olan ingiliz bir kimyager ve fizikçi. Henry cavendish (1731-1810). Britanya'nın eski başbakanı (1756-1757). Vermont eyaletinde yerleşim yeri.

Caveat venditor : İkaz. Sorumluluk satıcıya ait. Sorumluluk satıcınındır. Bütün sorumluluk satıcıya ait olmak üzere. (latince) satıcıyı uyandırma.

Vend : Satıcılık yapmak. İşportacılık yapmak. Satmak. Satma teklifinde bulunmak. İşportada satmak. İşporta işini yapma. İşportacılık.

Vendee : Alıcı. Müşteri.

İngilizce Vending Türkçe anlamı, Vending eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vending ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Merchandising : Ürün temini. Ticaret yapmak. Ürünün satış noktasındaki bulunurluğunu ve görünürlüğünü sağlamaya yönelik pazarlama çabalarının tümü. Teşhir tanzim. Mağazacılık. Satışı geliştirme yöntemi. Alışveriş. Ticari satış. Satın alma. Alışveriş etmek.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

 

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Peddling : Önemsiz. Azalma. Dolaşarak satma. Ufak.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Hawking : Seyyar satıcılık. Boşboşculuk. Tablacılık. Ayak satıcılığı. Soyadı. Gezginci esnaflık. Önde gelen ingiliz fizikçi (kuantum fiziği, kara delikler ve büyük patlama teorisi hakkındaki fikirleri ile ünlü olan).

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Vending synonyms : abnormal budget expenditures, a shift in demand, a shift in individual demand, abnormal budget receipts, a shift in supply, selling, marketing, vendition, abnormal budget, a change in individual demand, a change in demand, a type mutual funds, on the kerb.