Ver nedir, Ver ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çapalama, ayıklama: Ver zamanı geçiyor, bostana bakamadım.

Ver ile ilgili Cümleler

  • Bütün bunlara alışmam için biraz zaman ver olur mu?
  • Burada kalacağım. Ama bütün bunlara alışmam için biraz zaman ver olur mu?
  • “Al takke ver külah, kırsal kesimi çocuğunu okutmanın yararına inandırdık.”
  • Bana bir dakika ver lütfen.
  • Sana bir şey sormama izin ver Tom. Gerçekten şansımızın olduğunu düşünüyor musun?
  • Bize biraz zaman ver ver, lütfen.
  • Ver şunu!
  • Şimdi bana otuz dolar ver ve ben sana pazartesi günü geri ödeyeceğim.
  • Ver onu. Sahip olduğunun hepsi bu kadar mı?
  • Bir veda öpücüğü ver bana.
  • “Yooo, dedi, al gülüm ver gülüm. On para için ben senin canını alırım, on para için sen benim canımı al.”
  • Ver gülüm, al gülüm.
  • Seni eve bırakmama izin ver lütfen.
  • İzin ver sana bir şarkı söyleyeyim.
  • Hoşça kal öpücüğü ver bana.
  • “Kimi kastettiğimi boş ver! Arkadaşlara da söyle, sakin olsunlar.”

Ver ile ilgili Atasözü veya Deyim

al gülüm ver gülüm : çıkar ilişkilerinde bazı sıkıntıları karşılıklı olarak görmezden gelme bir kimseye yapılan hizmetin hemen karşılığını bekleme durumu.

al takke ver külah : uzun bir çekişmeden sonra, çekişe çekişe aralarındaki senli benli ilişkiyi sürdürerek.

 

boş ver : “dikkate alma, üzerinde durma, üzülme, sıkılma” anlamında kullanılan bir uyarma sözü.

ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver : “verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her iş uzmanına yaptırılmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

elinle ver, ayağınla ara : ödünç aldığı şeyi geri vermeyi geciktiren veya vermeyenler için söylenen bir söz.

Ver anlamı, tanımı

Ver etmek : Üst üste vurmak, fırlatmak

Ver kaç : Topu takım arkadaşına aktaran bir oyuncunun, karşı takım kalesine ya da uygun bir yöne kaçması.

Ver veç : Düzen, yöntem: Bırak canım verli veçli bir şey değil.

Çapalama : Çapalamak işi.

Ayıklama : Ayıklamak işi.

Bostana : Domates, soğan, yeşil biber ve pul biberin nar ekşisi ve sirke ile karışımından yapılan sulu salata. Salata.

Çapala : Çarık.

Bostan : Sebze bahçesi. Kavun, karpuz tarlası. Kavun ve karpuza verilen ortak ad.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

Bakam : Baklagillerden, odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç (Haematoxylon campechianum).

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.

 

Zama : Üzengi kayışı. Çarkta bükülürken iki kazık arasında birbirine eklenerek katlanan kıl ipi katlarından her birinin boy ölçüsü. Enişte. Güvey.

Çapa : Tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı. Çapalama işi.

Baka : Bak: Baka neler yapıyor. Dik (çift demiri için). Baksan a!.

Bost : Post.

Ayık : Sarhoşluğu ya da baygınlığı geçmiş olan. Sarhoşluğu geçmiş bir biçimde.

Diğer dillerde Venüs sepeti anlamı nedir?

İngilizce'de Venüs sepeti ne demek ? : venus's flower basket