Verity türkçesi Verity nedir

Verity ile ilgili cümleler

English: His running away from home is due to his father's severity.
Turkish: Onun evden kaçması babasının şiddetinden dolayıdır.

Verity ingilizcede ne demek, Verity nerede nasıl kullanılır?

Of a verity : Doğrusu. Şüphesiz. Gerçekten.

Accident severity : İşte kaza nedeniyle kaybedilen zamanın tümü. Kaza yüzünden kaybedilen zamanın tümü. Kaza yüzünden yitirilen zamanın tümü. kazaların yeğinlik ve önem kertesi. Kazaların şiddet ve önem derecesi. Kaza etkinliği.

Accident severity rate : Her bin iş saatinde kaza nedeniyle yitirilmiş günlerin toplamı. Her bin iş saatinde iş kazası dolayısıyla kaybedilen günlerin toplamı. Kaza etkinlik oranı.

Severity : Haşinlik. Şiddet (ağrı). Güçlük. Ağırlık. Şiddet. Önem. Sadelik. Ciddiyet. Büyüklük (zarara ait). Zorluk.

Severity code : Önem kodu.

Veritably : Esasen. Gerçekten. Hakikaten. Esas olarak. Aslında. Hakiki bir şekilde.

Severity of quench : Suverme yoğunluğu.

Verite : Hakikat. Gerçek. Doğruluk (fransızca).

Verities : Gerçek. Gerçeklik. Doğruluk. Doğru ifade.

Eternal verities : İlahi kurallar. Ahlaki deşerler. Ahaki değerler. Ahlaki değerler. Ahlak prensipleri.

İngilizce Verity Türkçe anlamı, Verity eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Verity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Realism : Realizm. Gerçekçilik. Bilgi konusunun bilme işleminden ayrı bağımsız olarak var olduğunu, nitelik ya da özelliklerinin bilinmekle değişmeyeceğini ileri süren çağdaş bir felsefe öğretisi. rönesanstan sonra okullarda sözlü etkinliklere ağırlık vermeyen bir eğitim akımı. öğrencilere çevreleri üzerine gerçekliği kabul edilmiş bilgiler kazandırılmasını, onlara çevrelerine uymalarında yardımcı olmayı amaç olarak benimseyen ve öğrenmede ders konuları yanında etkinliğin ve kişisel özgürlüğün de önemi üzerinde duran eğitim felsefesi. Dışımızdaki dünyayı, nesnel bir tutumla yansıtmayı amaçlayan sinema ve televizyon akımı. gerçekçilik bir yandan dış dünyayı bütün çapraşıklığı, derinliği, zenginliğiyle anlayabilecek, kavrayabilecek bilgiyi, bilinci gerektirir; bir yandan dış dünyanın gerçeğini çarpıtmayacak, bozmayacak, değiştirmeyecek bir dürüstlük, soğukkanlılığı zorunlu kılar; ayrıca bu gerçeği izleyiciye en inandırıcı, en benimsetici yolda aktaracak, sunacak büyük bir sanat yeteneği ister. Eğitim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Discovery : İfşaat. Meydana çıkarma. Buluş. Ortaya çıkarma. Keşif. Bulunuş. Bildirme.

Droits : Hukuk. Adalet. Yasal hak.

Correctitude : Yakışık alma. Münasiplik. Münasip olma. Uygunluk. Dürüstlük. Uygun olma.

Genuineness : İçtenlik. Özgünlük. Samimiyet.

Actuality : Gerçek durum. Aktüalite. Eylemsellik. Hakiki vaziyet. Güncellik.

Authenticities : Orijinallik. Otantiklik. Güvenilirlik. Sahicilik. Doğruluğunu ispat etme. Özgünlük. Aslına uygunluk.

 

Reality : Gerçekte var olan şeyler. Asıl. Realite. Somut ve nesnel olarak varoluş. Gerçekçilik. Gerçek olan, var olan şeylerin tümü.

Accuracy : Yanlış yapmamaya özen gösterme. Ayar. Sağıllık. Bir bilginin, gerçekleşebilir çıkarımlarda bulunma yeteneği. Bir ölçünün, gözlemin gerçeğe yakın olma derecesi. Dikkat. İncelik. Tamlık. Titizlik.

True : Doğru. Tam. Geçerli. Meşru. Sadık. Düzgün. Tam olarak. Hakiki.

Verity synonyms : candids, equity, dyed in the wool, bona fide, dinkum, merits, due, decorousness, facts, earnest, literality, as large as life, accuracies, sooth, accurateness, trouvaille, sooths, evidence, truth, finding, correctness, indication, fact, condign, engraving, franchise, engravings, false, indications, invention, effective, deadset, candour.

Verity zıt anlamlı kelimeler, Verity kelime anlamı

False : Düzmece. Göstermelik. Numaradan. Hatalı. Yapma. Yalan. Falsolu. Haksız. Hain. Takma.

True : Hakiki. Halis. Düzeltmek. Safi. Katışıksız. İçten. Gerçekten. Düzgün. Doğrultmak. Tam olarak.

Falsity : Sahtelik. Foya. Yanlışlık. Hata. Yalancılık. Yalan. Yanlış olma.

Verity ingilizce tanımı, definition of Verity

Verity kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Consonance of a statement, proposition, or other thing, with fact. Reality. Truth. The quality or state of being true, or real.