Vises türkçesi Vises nedir

Vises ile ilgili cümleler

English: She advises him on how to stay healthy.
Turkish: Ona nasıl sağlıklı kalınacağına dair nasihat ediyor.

English: I'm thinking of going somewhere for a change of air, since my doctor advises me to.
Turkish: Doktorum bana önerdiğinden beri, hava değişikliği için bir yere gitmeyi düşünüyorum.

English: It's better for you to do what your lawyer advises.
Turkish: Avukatının tavsiyelerini yapman senin için daha iyidir.

English: In her job, she supervises 30 employees.
Turkish: İşinde, 30 çalışanı denetler.

English: He advises us.
Turkish: O bize öğüt verir.

Vises ingilizcede ne demek, Vises nerede nasıl kullanılır?

Advises : Bildirmek. Bilgilendirmek. Haber vermek. Tavsiyede bulunmak. Öğütlemek. Fikir vermek. Öğüt vermek. Nasihat etmek. Akıl vermek. Tavsiye etmek.

Clevises : Kenet demiri. Çatal.

Devises : Vasiyetle bırakmak. Tertiplemek. Düşünmek. Akıl etmek. Tasarlamak. Kurmak. Uydurmak. Bulmak. İcat etmek. Düzenlemek.

Improvises : Geçici olarak bulmak. Uydurmak. Doğaçlama yapmak. Baştan savma yapıvermek.

Misadvises : Yanlış öğüt veya bilgi vermek. Kötü öğüt vermek. Kötü yol göstermek.

Bench vise : Tezgah mengenesi. Bir çalışma alanına iliştirilen mengene (ahşap işlerinde kullanılır).

 

Revises : Tekrarlamak (ders). Yeniden incelemek. Tekrar tekrar okumak (öğrenmek amacıyla). Bir daha gözden geçirmek. Tekrar düzeltme yapmak. Gözden geçirerek düzeltmek (metni). Değiştirmek. (ders) tekrarlamak. Üzerinde kalem gezdirmek. Gözden geçirerek değiştirmek (metni).

Portaple vise : Taşınması ve işyerine kurulması kolay olan boru mengenesi. Üç ayaklı boru mengenesi.

Chain vise : Boruyu bir zincir yardımıyla sıkan mengene. zincir üstçene görevi yapar. Zincirli boru mengenesi.

Vise : Mengene. Spiral merdiven. Onaylamak. Vize vermek. Vize. Onay. Vis. Vida mekanizması.

İngilizce Vises Türkçe anlamı, Vises eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vises ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accepts : Kabullenmek. Hazmetmek. Anlamak. Almak. Üstlenmek. Kabul etmek. Katlanmak.

Visa : Ülkeler arasında yapılacak geziler için siyasal görevlilerce belgelere konulan geçiş özgürlüğü. Üniversite ve yüksek okullarda yarı yıl içinde yapılan sınav. Geçiş belgesi.

Crampons : Buz mahmuzu. Kenet. Tırmanma demiri. Çivi. Krampon. Kanca.

Clam : İçine kapanık kimse. Midye. Deniz tarağı. Yapışmak. Deniztarağı. İstiridye. Neşeli parti. Bir dolar. Şamatalı toplantı.

Visaed : Vize edilmiş.

Visaing : Üniversite ve yüksek okullarda yarı yıl içinde yapılan sınav.

Acknowledgements : Senet. Tasdik. Alındı. Alındılama. Onaylama. İkrar. Teşekkür. Kabul. Alındığını bildirme.

Applaud : Benimsemek. Alkışlamak. Takdir etmek. Alkış tutmak. Beğenmek. Alnından öpmek. El çırpmak.

 

Acknowledges : Kabul etmek. Teslim etmek. Alındığını bildirmek. Tanımak. İkrar etmek. Alındılamak. Doğruluğunu kabul etmek. İtiraf etmek. Bildirmek (bir şeyin alındığını veya farkedildiğini).

Affirmations : Bildirme. Olumlama. Yemin yerine geçen söz. Tasdik etme. Tasdik. Tasvip. Doğrulama.

Vises synonyms : percussive instrument, shoulder vise, machinist's vise, wood vise, vibraharp, holding device, metalworking vise, accede, affirmation, approbations, bench vise, acknowledging, viseing, acknowledgement, assent, clip of cartridges, jaw, clamp, clamps, approbate, approval, spiral staircase, holdfast, cramps, assents, attestations, approve, cramp, attestation, crampoon, clams, acknowledge, approbating.