Votes türkçesi Votes nedir

Votes ile ilgili cümleler

English: Nagano beat Salt Lake City by 46 votes to 42.
Turkish: Nagano 42 'ye karşı 46 oyla Salt Lake City'yi yendi.

English: Mr. Bush had slightly more votes than Mr. Gore.
Turkish: Bay Bush, Bay Gore'dan biraz daha fazla oy aldı.

English: How many votes did I get?
Turkish: Kaç oy aldım?

English: No one received enough votes to win the nomination.
Turkish: Hiç kimse adaylığı kazanmak için yeterli oy almadı.

English: Many of the votes were illegal.
Turkish: Oyların çoğu yasadışıydı.

Votes ingilizcede ne demek, Votes nerede nasıl kullanılır?

Call for votes : Haber grupları tarafından yeni grupların kurulması için yapılan oylama işlemi. Cfv (internet). Oylama çağrısı.

Counting of votes : Oy sayısının toplamını bulmak. Oyların çetelesini tutmak (örneğin, seçimlerde). Oyların sayımı.

Equality of votes : Oy eşitliği. Her oyun eşit değerde olması prensibi. Oyların eşitliği.

Floating votes : Yüzen oylar. Yüzer oylar. Kararsızların oyu. Sabit olarak herhangi bir siyasi harekete mensup olmayan ve o günün şartlarına göre oy veren insanların oyları.

Garner votes : Oy toplamak. Oy almak.

Vote by a show of hands : El kaldırarak oylamak. Tercih belirtmek için el kaldırarak oy kullanmak.

 

Outvotes : Oy üstünlüğü sağlamak. Daha fazla oy almak.

Vote against : Aleyhinde oy vermek. Muhalif oy vermek. Muhalif oy. Karşı oy kullanmak. Aleyhinde oy kullanmak.

Devotes : Vakfetmek. Hasretmek. Tahsis etmek. -e hasretmek. Ayırmak. Adamak. Kendini vermek. Vermek.

Vote by ballot : Seçim pusulasıyla oylamak. Pusulayla oy kullanmak. Belli bir seçimde görüşün yazılı olduğu kağıdı özel bir kutuya atarak fikir belirtmek.

İngilizce Votes Türkçe anlamı, Votes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Votes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Announces : Anons etmek. Anons ettirmek. Adaylığını açıklamak. Duyurmak. Tebliğ etmek. Beyan etmek. Anons yapmak. Okumak. İlan etmek.

Offer : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Sunma. Sunu. Sözleşmeyi yapabilmek için karşılıklı olarak ileri sürülen gerekli istem. Teklif vermek. Ortaya çıkmak. Fiyat teklifi. Satmak amacıyla sunulan mal. satılması için sataklara mal gönderme. Yazılı veya sözlü bir sözleşmenin bağıtlanabilmesi için karşı tarafa yapılması gerekli ilk irade bildirimi.

Vote for : Lehinde oy vermek.

Ballot : Kura kağıdı. Oylama. Gizli oylama. Kura çekmek. Oy pusulası. Oylama yapmak.

Pick : Toplamak. Seçme. Kürdan. Yolmak. Yankesicilik yapmak. Burun karıştırma. Sıyırmak. Seçenek. Kazma. Tellere vurarak titreştirmek yoluyla gitarı çalmaya yarayan; kemik, plastik ve boynuz benzeri malzemelerden yapılan küçük gereç.

Vote : Rey. Oy. Rey vermek. İlan etmek.

Advising : Tavsiye etme. Fikir vermek. Akıl vermek. Tavsiye eden. Tavsiye etmek. Nasihat etmek. Öğütlemek. Öğüt vermek. Tavsiye edici.

 

Hold forth : Uzun uzadıya konuşmak. Sunmak. Nutuk çekmek. Söylev vermek. Teklif etmek. İleri sürmek. Nutuk atmak. Yüksekten atmak. Öne sürmek.

Straight ticket : Bir partinin ilan ettiği tüm adaylara oy verme.

Votes synonyms : turn thumbs down, multiple voting, give vote, affirm, hold out, proffers, counsels, commit, advertises, counseled, outvote, ballots, affirms, option, proffer, veto, casting vote, selection, announce, write in, cast a vote, affirming, poll, acquainting, announced, posits, posit, counsel, positing, choose, polled, balloting, come up with.

Votes zıt anlamlı kelimeler, Votes kelime anlamı

Split ticket : Birleşik oy pusulası. Çok partili oy pusulası.

Straight ticket : Bir partinin ilan ettiği tüm adaylara oy verme.

Noncitizen : Vatandaş olmayan kimse. Yurttaş olmayan kimse. Kaçak yabancı. Yabancı ülkeden kişi. Vatandaşlık almamış kişi.