Wandering türkçesi Wandering nedir

  • Göçebe.
  • Gezginci.
  • Gezinme.
  • Gezgin.
  • Avare.
  • Sayıklayan.
  • Gezginlik.
  • Sürüngen (bitki).
  • Başıboş dolaşan.
  • Sürtme.
  • Amaçsızca dolaşma.
  • Daldan dala konma.
  • Sayıklama.
  • Amaçsızca dolaşan.
  • Serseri.
  • Dalgınlık.
  • Dalgın.

Wandering ile ilgili cümleler

English: He is wandering around in a trance.
Turkish: Trans halinde dolaşıyor.

English: I spent an hour wandering before I realised which way I needed to go.
Turkish: Hangi yola gitmem gerektiğini fark etmeden önce gezinerek bir saat harcadım.

English: She noticed her husband's wandering eye.
Turkish: O, kocasının dalgın gözünü fark etti.

English: I don't want Tom wandering around the mall by himself.
Turkish: Tom'un alışveriş merkezinde tek başına gezinmesini istemiyorum.

English: He spent a few months wandering around Europe.
Turkish: Avrupa'da dolaşarak birkaç ay geçirdi.

Wandering ingilizcede ne demek, Wandering nerede nasıl kullanılır?

Wandering abscess : Gezici apse.

Wandering albatross : Gezginci albatros. Gezgin albatros.

Wandering bullet : Serseri kurşun.

Wandering cell : Planosit. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ameboid hücre. Gezgin hücre. Dolaşan, göç eden hücre.

Wandering cells : Mezoglöanın amöboid hücreleri. dokulara giren akyuvarlar. göçmen hücreler. Göçmen hücreler. Dolaşan hücreler. Mezoglöanın amöboit hücreleri dokulara giren akyuvarlar, göçmen hücreler.

 

Wanderingly : Bir yerden başkasına amaçsızca hareket eder şekilde. Gezgin bir şekilde. Dalgın bir şekilde. Dalgınca. Gezinerek. Serseri bir biçimde.

Wandering spider : Gezinen örümcek. Güney amerika’da yaşayan ve ısırığı son derece acı veren çocuklarda ölümlere neden olabilen zehirli örümcek türü, ctenus ferus.

Wander about the world : Dünyayı dolaşmak. Amaçsız bir şekilde dünyayı gezmek. Bir yerinden bir yerine dünyayı dolaşmak.

Wandering minstrel : Ozan. Aşık.

Wander about : Dolanıp durmak. Boş boş takılmak. Gezinmek. Başıboş dolaşmak. Boş boş dolaşmak.

İngilizce Wandering Türkçe anlamı, Wandering eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wandering ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Peregrinations : Seyahat. Konuyu dağıtma. Yolculuk etme. Yolculuk. Gezme.

Itineracy : Seyyarlık.

Deeper : Keskin. Ağır. Genişliğinde. İçten. Karışık. Esrarlı. Tok (ses). Derin. Aşırı. Daha derin.

Winding : Sarmal. Gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dolambaç. Sarma. Sarım. Dolama. Dolambaçlı. Dolam. Yılankavi. Bir filmi ya da bir mıknatıslı kuşağı bir makaradan, bir göbekten öbür makaraya, göbeğe aktarma.

Dosser : Evsiz. Beleşçi tip. Sırtta taşınan sepet. Küfe. Nerede olsa yatan kimse. Ucuz pansiyonda kalan kimse.

Bemused : İyi düşünemeyen. Sersemlemiş. Şaşkına dönmüş. Şaşırmış. Sersemlemiş (argo terim). Aklı karışık. Kafası karışmış. Şaşkın.

Meandering : Kıvrımlı. Menderesli akış. Dolambaçlı. Dolanma. Kıvırma. Dolambaçlı yol.

 

Passenger : İşten kaytaran kimse. Korunan. Doğması beklenen çocuk. Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse. Yolcu. İyileşmesi umutsuz hasta. Beleşçi.

Peregrination : Gezme. Konuyu dağıtma. Yolculuk etme. Yolculuk. Seyahat. Dolaşma.

Errants : Ayak işi. Vefasız. Hatalı. Yanlış. Maceracı. Maceraperest.

Wandering synonyms : gallivanters, deambulatory, journeyer, contemplative, peregrine, medicinal, delirium, itinerancy, gadders, bummers, rambling, dawdler, dallier, absented, immigrants, lightheaded, hobo, roving, saunter, globetrotter, absenting, explorer, saunters, down and out, distrait, wanderings, absence, gadder, go around, delirious, roamed, absence of mind, loiterer.

Wandering zıt anlamlı kelimeler, Wandering kelime anlamı

Direct : Dürüst. İdare etmek. Direkt. Tam. Sahneye çıkartmak. Doğru. Çevirmek. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yönetim işi. Emretmek.

Settled : Değişmez. Durgun. Sürekli. Ödenmiş. Oturmuş. Yerleşik. Yerleşmiş. Sabit. Devamlı. Şenelmiş.