Wann türkçesi Wann nedir

  • Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri.

Wann ile ilgili cümleler

English: I don't wanna go back.
Turkish: Dönmek istemiyorum.

English: I don't wanna clean up dog shit.
Turkish: Ben köpek boku temizlemek istemiyorum.

English: Do you really wanna talk about this now?
Turkish: Bunun hakkında gerçekten şimdi konuşmak istiyor musun?

English: Do you wanna sacrifice something?
Turkish: Bir şey feda etmek ister misin?

English: Do you wanna play?
Turkish: Oynamak istiyor musun?

Wann ingilizcede ne demek, Wann nerede nasıl kullanılır?

Wanna : -mek istemek. -yı arzulamak (gayriresmi). -mak istemek.

Wannabe : Başkasını taklit eden kimse. Want-to-be (taklitçi). Taklitçi. Başka biri gibi giyinen ve hareket eden kimse. Özenti. Başkalarını taklit eden. Özenen kimse. Başka biri gibi olmak isteyen.

Wanner : Soluk. Bitik. Yorgun. Benzi atmış. Solgun.

Wanness : Yorgun olma durumu. Işıksızlık. Parlak olmama durumu. Yorgunluk veya umutsuzluk görünümü. Solgunluk. Solgun ve çelimsiz bakış (hastalık veya açlıktan dolayı).

Wannest : Yorgun. Bitik. Solgun. Wide area network. Benzi atmış. Geniş alan ağı. Benzi sararmış. Soluk.

Wan : Geniş alan ağı. Soluk. Bitik. Benzi atmış. Yorgun. Solgun. Benzi sararmış. Wide area network.

Schwann : Bir soyadı. Alman zoolog ve histolog. Hücre teorisinin kurucularından biri. Theodor schwann (1810-1882).

 

Wand : Değnek. Çubukkod okuma kalemi. Okuma kalemi. Çubuk. Sihirli değnek. Orkestra şefinin çubuğu. Asa. Sihirbaz değneği.

Granular cell schwannoma : Özellikle yaşlı at ve köpeklerde sıklıkla dilin tabanında ve akciğerlerde görülen, pas pozitif granüller içeren, kas belirleyicileri için negatif, s-100 veya nse için pozitif immünoreaksiyon veren hücrelerden oluşan, schwan hücrelerinden veya onların öncülerinden köken aldığı sanılan, alan, çoğunlukla iyicil bir tümör, granüler hücre miyoblastomu, granüler hücre tümörü, miyoblastom. Granüler hücre schwannomu.

Swanneck : Kuğu boynu. Deveboynu. Deve boynu boru. Kuğuboynu.

İngilizce Wann Türkçe anlamı, Wann eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wann ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Threaten : Tehlike belirtisi olmak. Gözünü korkutmak. Tehdit etmek. Tehditte bulunmak. -e işaret etmek. Korkutmak. Habercisi olmak. Gözdağı vermek.

Hope : Beklemek. Ümit. Beklenti içinde olmak. Umut etmek. İstemek. Umut. Ummak. Ümit etmek. Arzu etmek.

Itch : Kaşıntı. Kaşıma isteği duymak. Güçlü istek. Gidişme. İstek. Uyuz böceklerinden ileri gelen ve kaşıntılı, kabuklu çıbancıkların ortaya çıkmasıyle tanınan deri hastalığı. Can atmak. Kaşınmak. Can atma.

Starve : Aç olmak. Açlıktan gözü kararmak. Çok acıkmak. Acından ölmek. Aç bırakmak. Açlık çekmek. Kurt gibi acıkmak. Açlıktan ölmek. Mahrum etmek. Açlıktan öldürmek.

Inform : Haber vermek. Bilgilendirmek. Bilgi vermek. İhbar etmek. Malumat vermek. Bildirmek. Haberdar etmek. Bilgilendirme yapmak. Fitnelemek.

 

Seek : Uğraşmak. Arama. Amaçlamak. Çabalamak. Bir öğeler kümesinin, belirtilen bir özelliği taşıyan bir ya da birden çok öğenin bulunması amacıyla incelenmesi. Kazanmaya çalışmak. İstemek. Öğrenmeye çalışmak. Aranmak.

Ambition : İstek. İhtiras. Şiddetle istenen şey. Büyük amaç (uzun zamandır güdülen). Bir şeyi elde etme tutkusu. Tamah. Tutku. Açgözlülük. Hırs. Heves.

Like : Beğenmek. Bağ.gibi. Sevmek. İlg.gibi. -miş gibi. Sempati duymak. Benzer. Dilemek. İstemek. Rağbet etmek.

Care : İlgilenmek. Umursamak. Umurumda olmak. Kaygı. Dikkat. Üzüntü. Endişelenmek. Beğenmek. İtina. Merak etmek.

Envy : Gıpta etmek. Çekememek. Kıskanmak. Çekememezlik. Kıskançlık. İmrenmek. Gözü kalmak. İmrenti. Haset etmek. Hasetlenmek.

Wann synonyms : hanker, wish well, lech after, lust after, monish, yearn, fancy, take to, caution, begrudge, alarm, discourage, spoil, previse, miss, hunger, thirst, crave, feel like, lust, alert, forewarn, long, desire, wish, admonish, go for.

Wann zıt anlamlı kelimeler, Wann kelime anlamı

Despair : Umudunu yitirmek. Ümidini yitirmek. Umutsuzluk. Ümitsizlik. Ümidini yitirme. Umutsuzluğa düşmek. Umudunu kesmek. Ümitsizliğe düşmek. Umudu kesmek. Çaresizlik.

Wealth : Çokluk. Bolluk. Ülke, topluluk, hanehalkı veya bireylerin, belli bir ana kadar birikmiş varlıklarının o anki toplam değeri. sahibine gelir akımı sağlayabilen taşınır değer ve taşınmaz değer. Para. Varlık. Servet.