Wardrobes türkçesi Wardrobes nedir

Wardrobes ingilizcede ne demek, Wardrobes nerede nasıl kullanılır?

Wardrobe mistress : Giydirici. Gardırop görevlisi kadın. Bir film setinde veya tiyatroda kostümlerden sorumlu olan kadın. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İşliklerde baş kadın oyuncuların giyinmesine yardımcı olan kimse.

Wardrobe theory : Kiler kuramı. Uluslararası likiditenin dünyadaki ticaret ve mali akımlar oranında artması gerekirken, merkez bankalarının her zaman daha fazla rezerv tutmayı istemeleri nedeniyle eniyileme (optimizasyon) koşullarına bağlı kalmamalarını ifade eden ve fritz machlup tarafından geliştirilen kuram.

Wardrobe trunk : Gardırop sandığı. Bir tarafında giyecekleri asmak için büyük ve yukarı doğru bakan çengeli diğer tarafında ise küçük eşyalar (ayakkabı vs gibi) için çekmece veya bölmeleri olan sandık.

Built in wardrobe : Gömme dolap. Gömme gardrop.

Third wardrobe : Üçüncü dolap. Sadece gündelik değil aynı zamanda iş kıyafetide olan giysiler. Resmi iş kıyafeti ve gündelik giysiler karışımı bir stili olan giysiler kolleksiyonu. Üçüncü gardrop.

Wardrooms : Savaş gemisinde tüm subayların oturdukları ve yemek yedikleri yer. Subay salonu.

 

Wardresses : Kadın gardiyan. Kadın muhafız. Kadın bekçi. Bekçi. Müdür. Hapishane müdürü (amerikan ingilizcesi). Muhafız. Gardiyan. Koruyucu. Gardiyan (ingiliz ingilizcesi).

Wardress : Kadın gardiyan. Kadın bekçi. Kadın muhafız.

Wardrobe : Giysi odası. Bir kimsenin tüm giysileri. Giysi dolabı. Giysiler. Elbise dolabı. Gardırop. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tiyatro kostümleri. İşliklerde giysilerin korunduğu yer. Dolap.

Wardroom : Subay salonu. Savaş gemisinde tüm subayların oturdukları ve yemek yedikleri yer.

İngilizce Wardrobes Türkçe anlamı, Wardrobes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wardrobes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clothespress : Ütü makinesi. Çamaşır dolabı.

Covin : Hileli itilaf. Gizli ittifak. Anlaşma. Komplo.

Collection : Derleme. Tecimsel bir belgitte, bir arıtma belgitinde ya da bir başka ödeme belgitinde yazılı paranın alınması, para alma. Tabaka. Para toplama. Cibayet. Toplanmış yardım. Derlem. Toplanma. Biriktirme. Yığın.

Cabinet : Dolap (camlı ve raflı). Kabine. Kabin. Çekmeceli dolap. Televizyon veya teyp bölmesi. Ses dalgaları üzerinde mekanik olarak yükseltme ve filtreleme görevlerini yerine getiren ayrıca hoparlörü taşıyan ve koruyan bölüm. Küçük oda. Vitrinli dolap. Camlı ve raflı dolap.

Collusion : Danışıklık. Muvazaa. İhtilaf. Danışıklı iş. Dolap (argo terim). Tezgah. Gizli anlaşma. Tuzak. Danışık.

Coatrooms : Geçici olaral nesnelerin (giysiler, şemsiyeler, vb.) bırakılabilecekleri oda. Vestiyer.

Capstan : Çıkrık. Bir ses aygıtında mıknatıslı kuşağın belirli bir hızla ve düzgün biçimde yol almasını sağlayan silindir biçiminde madensel çubuk. Bocurgat. Vinç. Döndürücü. Küçük tekneleri karaya çekmek veya gemilerde halat ve demir viralarında kullanılan dik ırgat. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Irgat. Döndürme çubuğu.

 

Things : Şeyler. Eşya. Durum. İlişkiler. Eşyalar. Vaziyet. Şapka. Eşya hukuku. Gidişat.

Wardrobes synonyms : coat closet, article of clothing, article of furniture, piece of furniture, clothes closet, clothespresses, armoire, clothings, garbler, cuddy, closeting, armoires, furniture, garbs, chifforobe, accumulation, closet, cabal, cabinets, habiliment, closets, garblers, coatroom, wearable, garb, cuddies, cloakroom, wear, chifforobes, capstans, cloakrooms, vesture, cabals.