Elbise dolabı nedir, Elbise dolabı ne demek

  • İçindeki askılara giysi asılan, genellikle tahtadan yapılmış olan ve özel bölmeleri olan mobilya

"Elbise dolabı" ile ilgili cümle

  • "Bir defasında bunun elbise dolabının karanlık aynasında boğulan gün ışığı olduğunu anlamıştı." - P. Safa

Elbise dolabı kısaca anlamı, tanımı:

Elbise : Giysi.

Askı : Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Gelinin odasına asılan süs. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül.

 

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Asıl : Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak. Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Soy, nesep. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik.

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir genelleme sonucunda elde edilen.

Tahta : Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Bu ağaçtan yapılmış. Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Kara tahta.

Bölme : Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Dört işlemden biri, taksim. Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim.

 

Mobilya : Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyaya verilen genel ad, möble.

Elbise dolabı ile ilgili Cümleler

  • Elbise dolabından mavi bir elbise seçti.
  • Yeni bir elbise dolabına ihtiyacım var.

Diğer dillerde Elbise dolabı anlamı nedir?

İngilizce'de Elbise dolabı ne demek? : n. wardrobe, clothespress

Fransızca'da Elbise dolabı : penderie [la]

Almanca'da Elbise dolabı : Kleiderschrank