Gardırop nedir, Gardırop ne demek
Gardırop; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- Giysi dolabı

- Bir kişinin sahip olduğu bütün giysileri, giysi takımları.
"Gardırop" ile ilgili cümle örnekleri
- "Gardırop kapıları açık ve her tarafa elbise ve çamaşırlar serpili." - N. F. Kısakürek
Gardırop hakkında bilgiler
Gardırop (Fransızca: Garde-robe) büyük giysi dolabı. Bazen çekmeceleri ve kapağında bir boy aynası olur.
Giysi dolapları oldukça eski tarihlerden beri iki bölümlü yapılır, giysiler bunlardan birine asılır, öbüründe de düz olarak raflara yerleştirilirdi. 17. yüzyılda, gardırop kapaklarını süsleyen oymaların yerini ince işlenmiş kaplama ve marketöriler aldı. Bazen de gardıroplar yatak odalarının duvarlarını kaplayan lambrilerle birleştirilip gömme olarak düzenleniyordu. 18. yüzyıl sonlarında yapılmış olan gardıroplarınsa genellikle bir giysi bölümüyle, bunun yanından hafifçe geriye çekik bir yüklükleri vardır.
19. yüzyılda mobilyaların seri olarak üretilmesi ve insanların daha çok giysiye sahip olması sonucunu doğran refah düzeyinin yükselmesi, gardırobun bir yatak odası mobilyası olarak büyük önem kazanması sonucunu getirdi. Büyük ve süslü gardıroplar genellikle yatak, tuvalet masası ve şifoniyerden oluşan yatak odası takımlarının bir parçasını oluşturuyordu. 1860'larda gardıropların orta kapağının dış yüzüne bir ayna konmaya başladı. Bu, 20. ve 21. yüzyıllarda da sürmüşse de, ayna daha çok kapaın iç yüzüne konmaktadır.
Günümüzde gardıropların, içinde bulundukları mekanın tamamlayıcı bir parçası olarak düzenlenmesi yeğlenmektedir. Genellikle ahşap malzemeyle imal edilmelerine karşın portatif kumaş gardıroplar da yaygındır.
Gardırop anlamı, kısaca tanımı:
Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.
Sahip : Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil.
Takım : Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Sigara ağızlığı. Takım elbise. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü.
Kişi : Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Erkek. Eş, koca. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs.
Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Üstün niteliği olan. Önemli. Niceliği çok olan. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Büyük abdest.
Çekmece : Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme. İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık. Gemilerin barınabilecekleri koy.
Ayna : Küreğin yassı uç bölümü. Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha.
Dolap : Düzen. Su dolabı. Dönme dolap. İstanbul bedesteninde dükkân. Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor.
Tarih : Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim. Tarih kitabı. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz. Tarih dersi.
Beri : Bu uzaklıkta bulunan. Konuşanın önündeki iki uzaklıktan kendisine daha yakın olanı. -den bu yana.
Giysi dolabı : Giysilerin düzenli bir biçimde saklanmasını ve kullanmak istendiğinde kolay ulaşılmasını sağlayacak biçimde yapılmış dolap, gardırop.
Gardıropçu : Giydirici.
Gardıropçuluk : Giydiricilik.
Diğer dillerde Gardırop anlamı nedir?
İngilizce'de Gardırop ne demek? : n. cloakroom, room where items (coats, umbrellas, etc.) can be left temporarily
Fransızca'da Gardırop : garde-robe [la]
Almanca'da Gardırop : n. Garderobe, Kleiderablage
Rusça'da Gardırop : n. гардероб (M)

Bu kısımda Gardırop nedir? Gardırop ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Gardırop tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Gardırop hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.