Warning line türkçesi Warning line nedir

  • Yarışlık "orta çizgi"sinin iki yanında "başlama çizgisi" nin üçer metre gerisinde olan ve "çıkış çizgisi"ne yaklaşan yarışmacıları uyarmaya yarayan çizgi.
  • Eskrim alanında kullanılır.
  • Uyarma çizgisi.
  • İkaz şeridi.

Warning line ingilizcede ne demek, Warning line nerede nasıl kullanılır?

Warning : Alarm. Nasihat. Bilgisayar, eğitim alanlarında kullanılır. Öğüt. İhtar. Uyarıcı. İkaz etme. Tembih. Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrenciye, cezayı gerektiren bir davranışta bulunduğunu ve yinelemesinden kaçınması gerektiğini yazılı olarak bildirme. Uyarı.

Line : Sahne yukarısındaki palangalar yoluyla sarkıtılıp çekilebilen, genellikle çelikten yapılmış halat. Dizmek. Oyun alanını bölen, sınırlayan, belirleyen boyadan şerit. Astarlamak. Askı halatı. Doldurmak. İki uzak nokta arasında veri iletişim ortamı sağlayan herhangi bir bağlantı. Kırıştırmak. Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. Çizgi çizmek.

Warning advice : Hesap sahibine banka hesabının kısa bir süre sonra sınırlandırılacağını bildiren ihbarname. Uyarı ihbarnamesi.

Warning assembly : Uyarıcı. İyonlaştırıcı ışınım boyutunun önceden belirlenen düzeyi aşması durumunda, görsel ya da işitsel yolla uyarıda bulunan düzenek.

 

Warning beep : Sesli uyarı sinyali. Uyarı sesi. Bir bozukluk veya dikkat gerektiren başkaca bir durum ortaya çıktığında kullanıcının dikkatini çekmek için bilgisayar tarafından çıkarılan ses.

Warning before cut off : Hizmetin kesilmesi öncesinde ödeme için yapılan son ikaz. Kesme öncesi uyarı.

İngilizce Warning line Türkçe anlamı, Warning line eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Warning line ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attachment plug : Bağlama fişi. Bağlantı fişi. Ekleme fişi. Elektrikli makara kordonunun ucundaki gövde kordonunu bağlamaya yarayan dişi fiş.

Circular parry : Sıyırma ya da kesme ile karşı doğrultuya geçmek isteyen savut namlusunu yakalayıp ilk doğrultusunda tutmak için, yarım çember eylemiyle yapılan çelgi. Döner çelgi.

Close combat : Savutları kullanmayı engellemeyecek derecede birbirine yakın olarak yapılan vuruşma. Göğüs göğüse çarpışma. Yakın muharebe. Yakın vuruşma. Sıcak çatışma. Göğüs göğüse savaş.

Compound attacks : Bileşik saldırılar. Kılıçoyunu vuruşma ve yarışmalarında, birden çok eylemi kapsayan saldırılar (bir-iki, kesme-sıyırma, ikileme.... gi-bi).

Bad : Kötü. Zarar. Kem. Sert. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Yetersiz çelgi. Sahte. Perişanlık. Çürük.

Attacks on the blade : "ezme", "bastırma", "çırpma" gibi doğrudan doğruya önce savutu etkileyen saldırılar. Savuta saldırılar.

Combat : Çarpışmak. Muharebe etmek. Çarpışma. Mücadele. Savaş. Harp etmek. Mücadele etmek. Muharebe. Savaşmak. Dövüşmek.

 

Championship : Üstünlük. Birincilik. Birincilik yarışmaları. Şampiyona. Şampiyonluk. Bir topluluğun, bir bölgenin, belirli bir süre için en iyi yarışmacısını ya da takımını seçmek amacıyla düzenlelenen yarışmaların tümü.

Bout : Müddet. Eskrim maç. Kriz. Zaman. Maç. Süre. İki yarışmacının yenişmek gereğiyle yaptıkları vuruşma. Boks. Kısa dönem.

Combatant : Mücadeleci. Dövüşçü. Savaşan. Vuruşma yapan kılıçoyuncusu. Ateşli bir tartışmaya katılan kimse. Kavgacı. Mücahit. Alperen. Vuruşmacı.

Warning line synonyms : change of engagement, compound riposte, corps a corps, blade, amateur, center line.