Washing bottle türkçesi Washing bottle nedir

  • İçindeki sıvıyı, üzerine uygulanan basıncın etkisiyle dışarı püskütrmeye yarayan aygıt.
  • Piset.
  • Kimya alanında kullanılır.
  • Püskürteç.

Washing bottle ingilizcede ne demek, Washing bottle nerede nasıl kullanılır?

Washing : İnce boya. Yıkanma. İnce kaplama. Bulaşık yıkama. Yıkayış. Lavman. Çamaşır yıkama. Çamaşır. Lavaj. Yıkama.

Bottle : Şişeye doldurmak. Şişeye koymak. İçki. Emzik. Biberon. Susturmak. Metal silindir. Şişe. Kavanozlayıp saklamak. Şişelemek.

Gas washing bottle : Bir gaz karışımı içindeki istenmeyen bileşenleri, seçici bir soğurma ya da tepkime ile gazdan ayıran sıvının içine konduğu kap. Gaz yıkama şişesi.

Washing day : Çamaşır yıkama günü. Çamaşırların yıkandığı gün. Çamaşır günü.

Washing house : Çamaşırlık. Çamaşır evi. Çamaşır yıkamak için kullanılan eklenti veya bodrum katı. Çamaşır yıkamak için kullanılan umumi bina. Çamaşırhane.

Washing line : Çamaşır ipi.

İngilizce Washing bottle Türkçe anlamı, Washing bottle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Washing bottle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acier inoxydable : Paslanmaz çelik. Krom, nikel gibi uygun metallerin katkısıyla havanın, nemin ve pek çok kimyasal özdeğin etkisine karşı dayancı artırılmış olan çelik türü.

 

Aliphatic saturated compounds : Alifatik doymuş bileşikler. Molekülündeki karbonlar arasında tek bağlar bulunan organik bileşikler. örn. propan (.

Alicyclic compounds : Düz ya da dallanmış karbon iskeletinden türemiş olan hidrokarbonlar sınıfı. örn. Alisiklik bileşik. Alifatik bileşikler.

Insufflator : İnsuflatör. Üflemeyici. Hava şırıngası. Gaz püskürteci.

Nebuliser : Buharlı hale getiren kimse. Belirsizleştiren kimse. Aerosol sprey üreten ve püskürten aygıt (ayrıca nebulizer). Bir sıvının sprey halinde dağıtılmasını sağlayan aygıt. Nebulizatör. Fısfıs. Nebülizör. Sisleştirici.

Syringes : Pülverizatör. Üstüne su püskürtmek (bitkinin). Şırınga. Bir yere sıvı doldurmaya yarayan pompa. Şırıngalamak. Şırınga etmek. İğne. Enjekte etmek. Enjektör.

Acid radical : Bir asit molekülünün, yükünleştiğinde protonlarından ayrılan ve tepkimelerde tek bir parça gibi davranan no3-, so24 gibi, eski yüklü parçası. Asit kökü. Bir asidin negatif parçası. Bir ya da daha fazla hidrojen iyonları kaybından yaratılan kökçe. Asidik hidrojeni ayrıldıktan sonra kalan asit molekül kalıntısı.

Aldehydes : Aldehitler. Bir (r) alkil köküne ya da hidrojene bağlanmış, (-cho) formil kökünü taşıyan organik bileşikler. Aldehit.

Injector : Enjektör. Kimi patlamasız motorlardaki püskürtme dizgesinin, yakıtı yanma odası içine püskürten püskürteç gövdesiyle memesinden oluşan bölümü. İçiter. Fışkırtıcı. Şırınga. Püskürtücü. Vücuda sıvı vermede kullanılan araç, enjektör.

Spray : Püskürtülen ilaç. Püskürtülen sıvı. Sprey. Sprey boya ile boyamak. Toz halinde serpmek. Sprey sıkmak. Püskürtmek. Sprey (serpinti halindeki). Püskürtme aracı.

 

Washing bottle synonyms : alcoholometry, additive, sputterer, alabaster, syringed, sprayer, spray gun, wash bottle, active metals, additive properties, atomiser, atomizers, sputterers, syringing, acidimetry, aliphatic compounds, syringe, nebulizer, active passive metal, acid salt, activated coal, atomizer, alcohols.