Wear oneself out türkçesi Wear oneself out nedir

Wear oneself out ingilizcede ne demek, Wear oneself out nerede nasıl kullanılır?

Wear : Yıpranma. Aşınma. Kullanılma. Dayanıklılık. Kullanma. Dayanma. Eskime. Takınmak. Giyme. Giyinme.

Oneself : Bizzat. Kendini. Kendine. Kendi. Kendi kendine. Kendisi. Kendi kendini.

Out : Dışarıda. Bayılmak. Dışarı. Yanmak. Meydana çıkmak. Kovmak. Ortaya çıkmak. Dışarı çıkarmak. Nakavt etmek. Çıkarmak.

Deck oneself out : Süslenmek. İki dirhem bir çekirdek olmak. Giyinip kuşanmak.

Knock oneself out : Çok çalışmak. Gerekenden fazlasını yapmak (resmi olmayan). Büyük çaba sarfetmek. Gayret göstermek.

Put oneself out : Elinden geleni yapmak. Zahmete girmek. Tüm yolları denemek.

Lay oneself out : Kendini paralamak.

Sort oneself out : Kendine gelmek. Kendini toplamak. Başının çaresine bakmak.

Stretch oneself out : Gerinmek.

Write oneself out : Yazma gücünü terketmek (yazar).

İngilizce Wear oneself out Türkçe anlamı, Wear oneself out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wear oneself out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shrieked : Haykırmak. Çığlık atmak. Haykırma. Feryat etmek. Avazı çıktığı kadar bağırmak. Çığlık. Acı feryat. Acı acı bağırmak.

 

Moil : Yorucu iş. Karmaşa. Ağır iş. Uğraşmak. Çalışıp didinmek. Gürültü. Kalıntı cam. Kargaşa. Karışıklık.

Fall over oneself : Kendini çok istekli göstermek. Çok uğraşmak. Çok çabalamak. Çok çalışmak.

Slaving : Köle gibi çalışmak. Eşek gibi çalışmak. Köle gibi çalışma.

Crashes : Davetsiz olarak gitmek. Gürültü etmek. Kırılmak. Büyük bir gürültü yapmak. İflas bayrağını çekmek. Sabahlamak. Gürültüyle düşmek. İflas etmek. Çarpmak.

Fags : Canını çıkarmak. Yorulmak. Bitmek. Yormak. Canı çıkmak.

Come apart : Dağılıvermek. Dağılmak. Kopuvermek. Parça parça olmak. Parçalara ayrılmak.

Slave : Köle yapmak. Köle. Bir mal gibi alınıp satılan, kişisel hakları bulunmayan ve kendi tükettiğinden daha fazlasını üreterek artık ürün yaratan kişi. Irgat gibi çalışmak. Cariye. İktisat, tarih alanlarında kullanılır. Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan ya da başkasından satın alınan erkeklere verilen ad. Köle gibi çalışmak. Esir etme.

Crashed : Gürültü etmek. Çarpmak. Kırılmak. Düşmek. Batmak. İflas etmek. Gürültüyle düşmek. Sabahlamak. Davetsiz olarak gitmek.

Break : Mahvetmek. Değişiklik. Uymamak. Kesme. Kırmak. Ara vermek. Kaçmak. Fırlamak. (ses) gitmek veya kısılmak. Patlamak.

Wear oneself out synonyms : shriek, moiled, grubbing, fag, bust up, crush, decay, break into pieces, crumbles, plod away at, come to bits, crumble, crushes, break up, break to pieces, strain every nerves, moils, grubs, grubbed, slog, moiling, grub, strain every nerve, crash, slaved, slaves, breaks.