Weathers türkçesi Weathers nedir
- Hava durumu.
- Havalandırmak.
- Hava.
- Çatlatmak.
- Savuşturmak.
- Kötü havaya karşı dayanıklık göstermek.
- Kurutmak.
- Rengi solmak.
- Hava etkisiyle değişmek.
- Hava etkisine tutmak.
- Güneş yağmur vb nedenlerle solmak veya aşınmak.
- Yalpalamak.
- Rengini değiştirmek.
Weathers ingilizcede ne demek, Weathers nerede nasıl kullanılır?
Weatherstrip : Sıkıntı veren hava veya diğer şeylerin geçişini engellemek amacıyla kapı veya pencere pervazlarına döşenen yalıtım. Pencere contası. Hava bandı. Hava yalıtımı. Conta. Kapı contası. Kapı veya pencere yalıtımı. Hava şeridi. Kapı veya pencere contası. Kapı altı rüzgar tutucu.
Weatherstripped : Sıkıntı veren hava veya diğer şeylerin geçişini engellemek amacıyla kapı veya pencere pervazlarına döşenen yalıtım. Kapı veya pencere contası. Kapı veya pencere yalıtımı. Conta. Hava şeridi. Hava yalıtımı. Hava bandı.
Weatherstripping : Hava bandı. Kapı veya pencere yalıtımı. Hava şeridi. Hava yalıtımı. Tecrit keçesi. Conta. Kapı veya pencere contası. Sıkıntı veren hava veya diğer şeylerin geçişini engellemek amacıyla kapı veya pencere pervazlarına döşenen yalıtım.
Weatherstrips : Kapı veya pencere yalıtımı. Hava bandı. Conta. Hava yalıtımı. Kapı veya pencere contası. Hava şeridi. Sıkıntı veren hava veya diğer şeylerin geçişini engellemek amacıyla kapı veya pencere pervazlarına döşenen yalıtım. Kapı pencere aralıklarına konan sızdırmazlık fitilleri.
Weather a storm : Fırtınaya karşı koymak.
Weather chart : Hava haritası. Hava durumu haritası. Meteorolojik harita.
Weather beaten : Kötü havadan etkilenmiş. Fırtına yemiş. Fırtınayla hırpalanmış. Yanık (cilt). Sertleşmiş.
Weather box : Hava evi. Ev şekline benzeyen ve atmosferdeki değişiklikleri belirtmek için küçük imajlar gösteren mekanik cihaz. Hava durumu kutucuğu. Hava gözlem evi. Hava kutusu.
Weather bound : Denize açılamamış. Limanda mahsur kalmış.
Weather beam : Bir geminin rüzgara bakan tarafı.
İngilizce Weathers Türkçe anlamı, Weathers eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Weathers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Crush : İzdiham oluşturmak. Kahretmek. Basmak. Buruşmak. Abayı yakma. Ufalamak. Parçalanmak. İtişmek. Sıkışıp tepişmek. Aptalca aşk.
Blenched : Benzi atmak. İrkilmek. Ürkmek. Geri çekilmek. Sararmak. Çekinmek. Ağartmak. Ağarmak. Rengi atmak.
Bake : Fırında pişirmek. Fırınlamak. Kızartmak. Fırında pişmek. Sıcaktan pişmek. Pişmek. Güneşte kurumak. Karbonat. Sıcaktan katılaşmak.
Chap : Pütürlenmek. Yarmak (toprak veya tahta vb'ni). Çatlatmak (soğuk cildi). Kızarmak. Çatlamak. Sertleştirmek. Kızartmak. (cilt) çatlamak. Çatlatmak (deri).
Wave : Yeğinliği, genliği yer ile zamana göre düzenli biçimde yinelenerek değişen işlev ya da nicelik. Saç dalgası. Özdeğin, erke niteliğini taşımak ve alan görünümünde ortaya çıkmak koşuluyla, parçacıkların dönemli titreşimlerinden oluşan, yeğinlik ve uzanımı, bulundukları yer ve zamanın izleviyle belirlenen varlık türü. El etmek. Kendisini zamanca ve uzayca düzenli olarak yineleyen ve bir ortamda değişmeden hızla ilerleyen bir salınım katarı. Tolkun. Sallamak. Ünalgı tolkunu. El sallamak. Bir ortamda ya da uzayda, parçacıkların esnek kıpırdanmalarına yol açan dönemsel olay ya da sıcaklık, basınç, elektromıknatıs alan gücü, elektrik gücü gibi fiziksel niceliklerde dönemsel değişiklik.
Aerates : Havayla temas ettirmek. Sıvıyı havayla doyurma. Havayla doyurma. Havalanma. Gaz doldurmak. Hava vermek. Solunum yoluyla kanı oksijen ile birleştirmek.
Buy off : Rüşvet vermek. Fidye vererek kurtarmak. Rüşvet almak. Rüşvet vererek elde etmek. Rüşvetle defetmek. Para yedirerek elde etmek. Rüşvet kabul etmek. İşini almak. Satın almak.
Shimmies : Üşüyen balıkların hareketsiz yan yana durmaları. Titremek. Şimi dansı yapmak. Yalpa yapmak.
Blights : Kötü etkilemek. Çürümek. Keşmekeş (argo terim). Boşa çıkarmak. Kötü izlenim bırakmak. Suya düşürmek. Mahvetmek. Kırmak (umut). Felaket.
Grain : Çizgi. Hububat. Gövdelerinin içi boş, kökleri saçak şeklinde, yaprakları kılıçsı ve paralel damarlı, çiçekleri er dişi, ovaryum üst durumlu, karyopsis nadiren fındıksı ya da bakka tipi meyveleri olan, ülkemizde 142 cins ve 520 kadar türle temsil edilen, bir ya da çok yıllık, otsu nadiren çalı ya da ağaçsı bitkiler. Kesildiği ağacın yaş halkalarının işlenmiş kerestenin üzerinde oluşturduğu ve seviyesi için belirleyici olan hatlar. Tane. Ağacı damarlı boyamak. Damarların düzeni (bir ağaç parçasının içindeki). Tahıl. Granül. Buğdaygiller.
Weathers synonyms : hot weather, ooze leather, chammy leather, piece of leather, inclementness, cordovan, animal skin, good weather, white leather, whit leather, glove leather, crushed leather, fair weather, warming, cures, chamois leather, kid, paler, downfall, weather, buckskin, vent, aethers, russia leather, aura, flaw, vented, ventilated, weather condition, buying off, discolours, paled, cold weather.
Weathers zıt anlamlı kelimeler, Weathers kelime anlamı
Bad weather : Kötü hava koşulları. Açık hava faaliyetleri için uygun olmayan hava. Çepel. Sert ve ağır hava. Sertlik. Kötü hava. Soğukluk. Kötü hava şartları.
Leeward : Rüzgaraltına ait. Rüzgar altı. Rüzgarın yönünde. Rüzgaraltı. Rüzgaraltı tarafına doğru. Boca yönüne. Rüzgaraltı yönü. Rüzgaraltına doğru. Rüzgar altına.
Weathers antonyms : good weather.

Bu kısımda Weathers kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Weathers ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Weathers anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Weathers ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.