Weekends türkçesi Weekends nedir

Weekends ile ilgili cümleler

English: Ali likes to stay home and read books on weekends.
Turkish: Ali hafta sonlarında kitap okumak için evde kalmaktan hoşlanır.

English: Ali often comes to see me on weekends.
Turkish: Ali hafta sonlarında sık sık beni görmeye gelir.

English: Ali often goes fishing on weekends.
Turkish: Ali hafta sonlarında sık sık balığa gider.

English: We often spend the weekends together.
Turkish: Hafta sonlarını sık sık birlikte geçiririz.

English: Ali likes to stay at home alone on weekends.
Turkish: Ali hafta sonlarında evde yalnız kalmayı seviyor.

Weekends ingilizcede ne demek, Weekends nerede nasıl kullanılır?

Weekend papers : Cuma günleri basılan gazeteler. Hafta sonunda okunan gazeteler. Hafta sonu gazeteleri.

Are there special weekend rates : Özel hafta sonu tarifeleriniz var mı.

Have a nice weekend : İyi tatiller. İyi hafta sonları.

Last weekend : Geçen hafta sonu.

Weekend : Hafta sonunu geçirmek. Hafta tatili. Haftasonu. Hafta sonu. Hafta sonu yapılan.

Week in week out : Her hafta ve her hafta. Haftalarca. Her hafta. Aralıksız.

Weekending : Hafta sonu yapılan. Hafta tatili. Hafta sonunu geçirmek. Hafta sonu. Haftasonu.

Week day : Adi gün.

Weekenders : Haftasonlarını kodeste geçiren hafif suçlu. Haftasonu sporcusu. Yelkenli gezinti teknesi. Haftasonu misafiri veya konuğu. Seyahat veya haftasonu çantası. Hafta sonu tatile giden kimse. Haftasonu tatilcisi. Hafta sonunu tatilcisi.

 

Week end salary : İş yasası uygulanan iş yerlerinde haftanın dinlence gününde, önceki altı iş gününde çalışmış ya da yasasına göre çalıştırılmış sayılan işçiye bir iş karşılığı olmaksızın dinlence günü için ödenen para. Haftalık dinlence günü ücreti.

İngilizce Weekends Türkçe anlamı, Weekends eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Weekends ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Period : Periyot. Devirsel bir olayda, bağımsız değişkenin; aynı belirtilerin yeniden olması için gerekli en ufak aralığı. not: ışınım olayında bağımsız değişken zaman'dır. Yinelenen olaylar arasında geçen düzenli zaman aralığı. Devir. Adet. Birbirini izleyen başlangıcı ve sonu belirlenmiş zaman aralıkları. Jeolojik zamanlarda bir çağın alt bölümü. örnek: jura devri, mezozoik çağın bir alt bölümüdür. periyot. Kendine özgü bir özellik taşıyan bir zaman parçası, periyot, dönem. Tam cümle (yan cümlecikli). Çağkatman birimlerinden olan bir dizgenin oluş süresi.

Pass : Sınır boylarında yaşayanlara kısa süreler için sınırı geçebilmelerini sağlamak üzere resmi makamlarca verilen izin belgesi. Aktarma. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Geçiş izni. Devretmek. Aşmak. Pasavan. Briç pas demek. Onaylanmak. Geçiş.

Sunday : Pazar. Yekşembe. Pazar günü. Pazarları yapılan. Bayramlık. Zevk için yapılan.

 

Hebdomad : Hafta. Yedi. Yedi sayısı.

Week : Yedil. Yedi günlük zaman süresi. Ardışık yedi günlük süre. Hafta.

Sun : Güneş ışığına maruz kalmak. Güneşte bırakmak. Coğrafya, uzay alanlarında kullanılır. Güneş ışığı. Güneşe sermek. Güneşlenmek. Kızgın gaz yığınından oluşan, ısı ve ışık saçan, yeryuvarının da içinde bulunduğu dizgenin özeği olan gökcismi. Güneşte kalmak. Her gün doğup battığını gördüğümüz en parlak gökcismi. Yıl (şiir).

Spend : Para harcamak. Geçirmek (vakit). Harcama yapmak. Sarf etmek. Kasasından çıkmak. Giderleme. Yemek. Geçirmek (geceyi vb). Borç karşılığı ödeme, mal ve hizmetler karşılığında para ya da başkaca bir değer verme. mal ve hizmetlerin para ile tanımlanan değeri.

Weekend : Hafta sonu. Hafta sonu yapılan. Hafta tatili. Haftasonu.

Sat : Cumartesi. Doy. Doyma. Ct. Doygunluk. Cmt. Cts. Doygun.

Weekends synonyms : sabbatum, dominicus, time period, period of time, lord's day, weekended, weekending, saturday.