Wellheads türkçesi Wellheads nedir

Wellheads ingilizcede ne demek, Wellheads nerede nasıl kullanılır?

Swellheads : Ben merkezli kimse. Benlikçi.

Wellhead : Kaynak gözü. Kuyu başı. Köken. Kaynak.

Swellhead : Benlikçi. Ben merkezli kimse.

Wellhole : Merdiven kovası. Asansör kafesi. Merdiven aralığı. Asansör boşluğu. Merdiven boşluğu. Kuyu.

Wellholes : Merdiven kovası. Kuyu. Merdiven boşluğu. Merdiven aralığı. Asansör kafesi. Asansör boşluğu.

İngilizce Wellheads Türkçe anlamı, Wellheads eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wellheads ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Basis : Kelime kök ve gövdelerinin çekim eki almamış yalın durumu: taş, işçi, bilgili, terbiye, ciltle-, ayakkabı, aktualite, planlama vb. Gramer, iktisat, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Mesnet. Bir malın ya da taşınır değerin cari fiyatıyla gelecek (future) fiyatı arasındaki fark. Tarihsel özdekçiliğe göre, toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin tümü. Esas. Fiyat farkı. Özül. Altyapı.

Descents : Bayır. Üşüşme. Sukut. Alçalma. Miras kalma. İnme. Yokuş. Baskın. Çöküş. Nesil.

Bedrock : Kesim. Yerli kayaç. Ana kaya. Anakaya. İşin gerçeği. İşin aslı. Dip kaya. -e bir başka örnek.

 

Genesis : Başlama noktası. Yaratılış. Menşe. İncil'in ilk kitabı. Doğuş. Başlangıç. Oluş. Oluşum.

Fountain : Memba. Asıl. Süs havuzu fıskiyesi. Fıskiye. Aslanağzı. Çeşme. Pınar.

Chapter and verse : Bir alıntıya vb atıfta bulunmak. Kanıtlarla doğruluğunu savunmak. Bir konuya ait tüm ayrıntılar veya gerçekler veya noktalar. Bir pasaja yapılan gönderme.

Well head : Sebil. Kuyu üzerine kurulan yapı. Kuyu kafası. Kuyu ağzı. Çeşme.

Structure : Parçaları ve öğeleri arasında yasalılık, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge ya da bütün. İçyapı. Duvarlar ya da sütunlar üstüne oturtulmuş bir çatısı bulunan, insanların, hayvanların ve malların barınması ya da başka gereksinmeleri karşılamaları amacıyla yapılmış; bir yapıtasarcılık ürünü. Bünye. Bütünüyle tasarımlamak. Kayaç kütlelerinin kıvrılma, kırılma gibi biçim değiştirme olayları ve iç itim sonucu birbirleriyle ilgili durumları. Düzenlemek. Kayaçların ve onların oluşturdukları katmanlarında yerkabuğu içindeki düzeni, durumu. Yapılandırmak. Kuruluş.

Breeder : Üretici. Yetiştirici. Üretim reaktörü. Üreten. Hetero. Üreyen hayvan. Hayvan yetiştiricisi. Besici. Üretken reaktör.

Contexts : Şartlar. Durum. Genel durum. Sözün gelişi. Kontekst. Bağlam. Ortam. İçerik.

Wellheads synonyms : rootage, construction, fount, wellhead, bedrocks, descent, extraction, birth, derivations, font, origin, etymon, context, births, bottoms, banking floor, source, root, fonts, anlage, derivation, pit top, beginning, wellspring, extractions, aggregator, authorship.