White race türkçesi White race nedir

  • Beyaz ırk.
  • Açık renk tenli insanlar.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Büyük çoğunluğu avrupa'da bulunan; açık renk deri, bukleli ya da açık renk saç ve bir bölüğü açık renk göz gibi başlıca özelliklerle ıralanan üç büyük ana ırktan biri. a. bk. akdeniz ırkı, alpli ırk, dinarik ırk, doğu-avrupa ırkı.
  • Kendine özgü biyolojik nitelikleri, özellikle derinin rengine göre aynı soydan gelen ve avrupa, batı asya, akdeniz çevresinde yaygın olan üç anaırktan biri. bk. sarı ırk, kara ırk.
  • Kafkasyalılar.

White race ingilizcede ne demek, White race nerede nasıl kullanılır?

White : Sütlü kavhe. Gözün beyaz kısmı. Beyaz ırktan olan. Solgun. Soluk benizli. Yumurta akı. Göz akı. Beyaz.

Race : Alt tür. Kalıtımsal ıraları (deri, göz, saç rengi, saç biçimi, baş biçimi, boy, kan grubu vb.) bir birlik gösteren kişilerin oluşturdukları doğal topluluk, bk. sarı ırk, beyaz ırk, kara ırk. Yarış. Acele ile yapmak. Bir tür içinde belirgin bir farklılık gösteren birey grubu; alt tür. Koşu. Yarıştırmak. Özel ya da doğal yerlerde, belli bir uzaklığa koşarak en kısa sürede ulaşmak için yapılan yarış türü. Yarışmak. Yarış etmek.

The white race : Beyaz ırk.

White adipose tissue : Beyaz yağ dokusu. Hücrelerinin her birinde büyük bir yağ damlacığı bulunan, beyazdan koyu sarıya kadar rengi değişebilen, vücudun esas yağı olan bir yağ dokusu tipi. üniloküler doku, beyaz yağ.

 

White admiral : Kelebek.

White alder : Kızılağaç.

İngilizce White race Türkçe anlamı, White race eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak White race ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abandoned meander : Akmaz. Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm.

Ageing of the population : Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması. Nüfus yaşlanması.

Agricultural co operative : Çiftçilerin tarım yaşamında kurdukları, çeşitli amaçlara yönelik işbirliğine dayanan ortaklık. Tarım kooperatifi.

Adventife cone : Bir yanardağ ana konisi üzerinde ikincil bacalardan çıkan lavların oluşturduğu küçük tepecikler. Yan koni.

Aluvial coast : Lığ yığıntılı kıyı. Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü.

Agrarian geography : Tarım coğrafyası. İnsan coğrafyasının, tarımsal çalışma koşullarını, çeşitli iklim bölgelerinin ana tarımsal ürünlerini ve bunların o ülke ya da ülkeler ekonomisindeki yerini inceleyen bölümü.

Agricultural specialisation : Tarımsal özelleştirme. Herhangi bir bölgede, yetişme koşulları ve tecim olanaklarının çok elverişli olması nedeniyle, tarımsal girişimlerin bir ya da birkaç ürüne dayandırılması yöntemi.

 

Caucasian race : Kafkas ırkı.

Afforestation : Bir bölgenin ağaçlandırılması. Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için, elverişli yörelerde, insan eliyle yeni orman alanları yaratma. Ormanlaştırma. Ağaçlandırma. Orman yetiştirme.

Abrasion platform : Dalga aşındırma düzlüğü. Dalga aşındırması düzlüğü. Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey.

White race synonyms : the white race, age pyramid, air route, caucasians, altimetric profile, aboriginal population, alluvial deposit, agricultural production, aluvial terrace.