White türkçesi White nedir

White ile ilgili cümleler

English: A fat white cat sat on a wall and watched them with sleepy eyes.
Turkish: Tombul beyaz bir kedi, duvarın üstüne oturdu ve onları uykulu gözlerle seyretti.

English: A messenger took the letter to the White House.
Turkish: Bir haberci mektubu Beyaz Saray'a götürdü.

English: A black and white dog bit me.
Turkish: Siyah ve beyaz bir köpek beni ısırdı.

English: "Is this a white beer or a wheat beer?" "I'm not sure. My German is not good enough."
Turkish: "Bu bir beyaz bira mı yoksa bir buğday birası mı?" "Emin değilim."Benim Almancam yeterince iyi değil."

English: "And what color do you want, white or black?" "Black, of course."
Turkish: "Peki hangi rengi istiyorsun, beyaz mı yoksa siyah mı?" "Elbette siyah."

White ingilizcede ne demek, White nerede nasıl kullanılır?

White adipose tissue : Hücrelerinin her birinde büyük bir yağ damlacığı bulunan, beyazdan koyu sarıya kadar rengi değişebilen, vücudun esas yağı olan bir yağ dokusu tipi. üniloküler doku, beyaz yağ. Beyaz yağ dokusu.

White admiral : Kelebek.

White alder : Kızılağaç.

White anglo saxon protestant : Kuzey avrupa kökenli ve protestan kilisesi mensunu amerikalı (abd'de seçkin sınıf olarak kabul edilen). Wasp. Beyaz anglo-sakson protestan.

 

White ant : Ağacı yıkımlayan ak renkli ve karıncayı andıran bir böcek. Ağaç karıncası. Divik. Termit. Akkarınca. Sıcak ya da ılıman ülkelerde yaşayan akkarıncalar takımına bağlı canavar böceklerin genel adı; ağaç kemiren karınca, divik, termit. Beyaz karınca.

White antimony : Akantimuan.

White backed woodpecker : Kuşlar (aves) sınıfının gökkuzgunumsular (coraciiformes) takımının, ağaçkakangiller (picidae) familyasından, anadolu'nun kuzey taraflarında her mevsim görülen, genellikle ovalık ve tepelik yerlerdeki karışık ve yaprağını döken ormanlarda yaşayan, karınca ve teke böceklerinin larvaları ile beslenen, yerli bir tür. Aksırt ağaçkakan.

White bearded : Ak sakallı.

White bait : Genellikle uskumru, kolyoz ve izmarit gibi dış görünüşü beyaz veya gümüşi olan yem olarak kullanılan balık parçaları. Ak yem.

White army : Beyaz ordu.

İngilizce White Türkçe anlamı, White eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak White ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

The white of an egg : Yumurtanın beyazı.

Light : Görme organına bağlı ya da görme organı aracılığı ile olan bütün duyulanma ve algıların vergisi. görme organını uyarabilen ışınım. Aydınlatmak. Açık (renk için). İnmek (attan veya arabadan). Yanmak. Bilgisayar, fizik, uzay, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Gerçekleşmek. Işıldamak. Neşelendirmek. Işımak.

Glaire : Çiriş. Yumurta beyazı.

Doughy : Güçsüz. Pelte gibi. Hamursu. Yufka gibi. Hamur gibi.

 

Colorless : Renksiz. Soluk. Yansız. Tekdüze. Donuk. Tarafsız. Anlamsız. Silik. Cansız.

Argent : Parlak. Gümüş rengi. Gümüş renginde. Gümüş. Gümüşi.

Albescent : Beyazımsı. Beyazlaşan. Akçıl. Aklaşan.

Argents : Gümüşi. Gümüş rengi. Gümüş. Parlak. Gümüş renginde.

Whitest : Zararsız. Masum. Ak. Temiz. Terbiyeli. En beyaz.

White synonyms : light skinned, light colored, white part, leuco, mealiest, ashen, faded, doughier, sclera, albumins, paleface, ashier, ashy, death pale, whiter, doughiest, honky, palefaces, bloodless, value, buckra, album, sallows, colourless, albumin, white of egg, hoar, ashiest, sallowing, heroins, albumens, sallow, honkies.

White zıt anlamlı kelimeler, White kelime anlamı

Dark : Gölge. Koyu. Belirsizlik. Siyaha yakın. Çepel. Cehalet içinde. Koyu renk. Bilgisizlik. Esmer. İzbe.

Black : Morartmak. Kötü. Uğursuz. Kasvetli. Siyah giysi. Kara. Siyaha boyamak. Koyu. Kızgın.

White ingilizce tanımı, definition of White

White kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Not tinted with any of the proper colors or their mixtures. The opposite of black or dark. To make white. One of the natural colors of bodies, yet not strictly a color, but a composition of all colors. Snowy. As, white paper. Reflecting to the eye all the rays of the spectrum combined. Whiteness. To whiten. The color of pure snow. Having the color of pure snow. To whitewash. To bleach. The opposite of black. A white skin.