Wiled türkçesi Wiled nedir

Wiled ingilizcede ne demek, Wiled nerede nasıl kullanılır?

Wile away : Geçirmek (zaman vb.).

Wile : Desise. Bir çıkar nedeniyle hayvanın kusurlarını gizlemek veya daha iyi nitelikte göstermek için yapılan işlemler. Kurnazlık. Cezbetmek. Oyun. Baştan çıkarmak. Düzen. Ayartmak. Hile.

Wiles : Ayartmak. Naz. Hile. Düzenbazlık. Oyun. Cezbetmek. Cilve. Baştan çıkarmak.

Wilco : Anlaşıldı. Alındı.

Wilcoxon signed rank test : Eşleştirilmiş dizilerde, bir değişken yönünden aynı bireylerin değişik durumlardaki ölçümleri arasındaki farklılaşmanın değerlendirilmesi amacıyla kullanılan parametrik olmayan bir test. Wilcoxon eşleştirilmiş diziler testi. Wilcoxon işaretli sıra sınaması. Wilcoxon eşleştirilmiş iki örnek testi. Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Wilcoxon işaretli sıra testi.

Wild artichoke : Yabani devedikeni.

Wild animals : Evcil olmayan hayvanlar. Yabani hayvanlar. Ehlileştirilmemiş hayvanlar. Vahşi hayvanlar. Vahşi hayvanlar geçebilir. Vahçi hayvanlar. Özgün ve doğal alanında yaşayan hayvanlar.

Wild and woolly : Kural tanımaz. Medenileşmemiş. Çığrından çıkmış.

Wilcoxon two paired samples test : Eşleştirilmiş dizilerde, bir değişken yönünden aynı bireylerin değişik durumlardaki ölçümleri arasındaki farklılaşmanın değerlendirilmesi amacıyla kullanılan parametrik olmayan bir test. Wilcoxon eşleştirilmiş diziler testi.

 

Wild : Çöl. Acayip. Tenha. İnsan ya da insanın yaşadığı yerlere yakın olmayan, doğada bulunan. vahşi. Fırtınalı. Yaban. Yabani. Kızgın. Arsız.

İngilizce Wiled Türkçe anlamı, Wiled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wiled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carry away : Kendinden geçirmek. Heyecanlandırmak. Coşturmak. Götürmek. Büyülemek. Sürüklemek. Alıp götürmek. Aparmak. Taşımak.

Capriccio : Sıçrayış. Dümen. Kapris. Beğeni. Serbest stilde çalınan neşeli müzikal kompozisyonu (müzik terimi). Muziplik. Şeytanlık. Geçici heves.

Devices : Cihaz. Eğilim. İstek. Aygıtlar. Alet. İşaret. Nişan. Makine.

Dalliances : Üşengeçlik. Cilveleşme. Oyalanma. Tembellik. Eğlence. Oynaşma.

Bewitches : Afsunlamak. Kendine bağlamak. Aklını almak. Büyü yapmak. Büyülemek.

Allured : Aklını çelmek. Çekmek. Büyülemek. Çekme. Aklını başından almak. Albeni. Aklını başından almak (argo terim).

Hokey pokey : Hokus pokus. El çabukluğu. Sokakta satılan dondurma.

Flimflam : Saçmalık. Boş laf. Dolap. Kandırmak. Zırva. Dolandırmak. Alavere dalavere. Bir kimseyi güveninden yararlanarak dolandırma.

Adulteration : Dürüstlük ilkelerine aykırı olarak bir malın içine konulan değersiz başka bir madde ile tüketiciyi aldatma. Niteliği bozma. Yemde doğal olarak bulunabilen fakat hayvanlara zararlı etki yapmayacak düzeylerde olanların dışında yemlere zehirli ve zararlı olabilecek madde, yabancı ot tohumu, besleme değeri olmayan madde, emniyetli olmayan pestisit veya kimyasal madde; tolerans sınırını aşacak miktarlarda boya, konservatif vb. katkı maddelerinin katılması; yemdeki değerli maddelerin tamamı veya bir kısmı yerine daha az değerli maddelerin katılması işlemi. herhangi bir gıdanın veya malzemenin özelliklerini bozacak bir şeyle karıştırılması, hile. Aldatma. Madensel paralarda bulunan değerli maden niceliğini azaltma. bazı özdeklere değeri çok düşük bazı özdekler katılması. Malın niteliğini sorma. Seyreltme. Kandırma. Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

Circumvention : Tuzağa düşürme. Hilecilik. Kanunun boşluklarından yararlanma. Sahtekarlık. Aldatma. Önleme. Atlatma. Atlatıp kurtulma.

Wiled synonyms : array, unsubdued, arrangement, cunning, unquiet, devilment, bewitch, depraving, gadget, impostures, canon, artifice, bilked, contexture, excited, bribe, artifices, hocus pocus, frantic, bait, canard, bribes, canards, blag, bilking, captivates, beguiles, captivated, dramas, astuteness, corrupts, artfulness, humbugs.

Wiled zıt anlamlı kelimeler, Wiled kelime anlamı

Quiet : Dinlendirici. Gürültüsüz. Bir çevirime başlanacağı sırada düzlükte bulunanları uyarma komutu. Sessiz. Sessizlik. Sakinleşmek. Huzur veren. Dindirmek. Durgun. Huzurlu.

Tame : Sıkıcı. Uysallaştırmak. İşlemek (toprak). Yumuşatmak. Ehlileştirmek. Ekili. Yumuşak başlı. Alıştırmak. Tatsız. Uslu.

Controlled : Denetimli. Bastırılmış. Güdümlü. Gözlenmiş. Kontrol edilmiş. Bastırılmış (isyan vb). Kontrollü. Denetlenmiş. İdare edilmiş. Kontrol altına alınmış.