Woot türkçesi Woot nedir

  • Hurra.
  • Heyecan ve sevinç gibi duyguları ifade eden kelime.
  • Heeey.
  • Vay!.
  • (wow {vay} ve loot {hurra} kelimeleri karışımı) vay.
  • Vay be.

Woot ingilizcede ne demek, Woot nerede nasıl kullanılır?

Woo fame : Ün peşinde koşmak. Ünü kovalamak. Şöhret peşinde koşturmak. Şöhret kovalamak. Ünlü olmak için fırsat kovalamak.

Woo : Desteğini kazanmaya çalışmak. Kur yapmak. Baştan çıkarmak. Yaltaklanmak. Aramak (bela). Elde etmeye çalışmak.

Wood : Sertleşmiş ölü ksilem hücrelerinden oluşmuş karmaşık yapı. Ahşap. Koru. Odun. Ağaçlandırmak. Tahtadan yapılmış. Kereste. Ağaçlık. Ağaç.

Wood alcohol : Solvent veya çözücü maddesi olarak kullanılan bir alkol. Metil alkol. Odun ruhu. Odun alkolü. Odun ispirtosu. Metanol.

Wood ant : Ağaç karıncası.

Wood ear : Çin mutfağına özgü bir mantar türü. Çin mutfağına özgü bir mantar. Ağaç kulağı. Yahudi kulağı mantarı. Ağaçlarda ve düşmüş ağaç dalları üzerinde yetişen ve çin mutfağında kullanılan bir mantar.

Wood carving : Ahşap oyma. Tahta oymacılığı. Tahta oyma işi. Ağaç oymacılığı. Oymacılık. Ağaç oyma işi.

Wood duck : Karolin ördeği. Ördek. Ana vatanı kuzey amerika olan, göl ve nehir kıyılarındaki ağaçlık alanlar da yaşayan, bakımı kolay ve dayanıklı olan, çiftler halinde beslenen, uçma yetenekleri oldukça iyi olan ördek ırkı.

 

Wood block : Gravür. Tahta basma kalıbı. Kütük. Ahşap taslak. Ağaç kütüğü. Üzerine bir yazı ya da biçim oyulmuş olan ve basım işinde kullanılan tahta levha. Ahşap blok. Tahta blok. Tahta kalıp.

Wood drake : Erkek ördek.

İngilizce Woot Türkçe anlamı, Woot eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Woot ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hoorahs : Tezahürat. Heyecan veya cesaretlendirme narası.

Hurrah : Oley. Hurray. Yaşa. Yaşasın. Bkz.hurray.

Hessian : Hesseli. Jüt kaneviçe. Kendir bezi. Paralı asker. Kabadayı. Amerikan devrimi sırasında ingiliz ordusunda olan alman paralı asker (özellikle hess'den gelen asker). Herhangi paralı asker. (19. yüzyılda kullanılan) uzun çizme. Çuval bezi. Hess'de doğmuş ya da yaşayan kimse (orta almanya).

Wow : Vay canına. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema ya da almaç görüntülüğünde resmin sürekli olarak hafifçe kıpırdaması biçiminde ortaya çıkan durum. bir filmin ya da mıknatıslı ses kuşağının seslendirme ya da okuma aygıtındaki geçişinde düzensizlikten dolayı sesin bozulması. Titreme. Vay. Hayret.

Toe : Ayak parmakları ile dokunmak. Ayak ucuyla vurmak. Burun takmak (çorap veya ayakkabı vb'ne). Parmak. Tekme atmak. Ayakkabıda burun. Golf sopasıyla vurmak. Ayak parmak uçlarının oluşturduğu dar dayanak yüzeyi. Burun takmak (çorap, ayakkabi vb.). Ayak ucu.

Gad : Erkek ismi (ibranice). Eğlence peşinde koşmak. Sivri uçlu demir. Sivri demir. İsrail'in 12 kabilesinden biri. Serserilik yapmak. Gad kabilesi. Üvendire. Sürtmek. Jacob'ın oğlu (incil'le ilgili).

 

Bootlace : Ayakkabı bağı. Çizme bağcığı. Bağcık.

Cowboy boot : Çiftlik işçileri tarafından giyilen sağlam deri botlar. Kovboy çizmesi.

Buskin : Romalı sandaleti. Trajedi. Bot. Potin. Çizme.

Woot synonyms : pedal extremity, arteria metatarsea, vertebrate foot, vena intercapitalis, os tarsi fibulare, hessian boot, hip boot, intercapitular vein, metatarsal artery, human foot, wellington boot, arteria arcuata, metatarsal vein, arteria digitalis, digital arteries, toe box, gum boot, little toe, rubber boot, heel counter, desert boot, great toe, heelbone, arcuate artery, shoe collar, pes planus, vena metatarsus, huzzaing, human being, hallux, hello, huzzah, outsole.

Woot zıt anlamlı kelimeler, Woot kelime anlamı

Head : Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Gövde. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. sefal, kafa. 3.bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, dna içeren kısmı. 4.miyozinin bir parçası. fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Olgunlaşmak. Başında olmak. Çekiç tokmağı. Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar. Basınç yüksekliği. Baştaki.

Fauna : Hayvanat. Bir ülkede, yetiştirme işlemlerine bağlı olmadan yaşayan ve çoğalan hayvanların tümü. a. bk. asalakbilimsel direy. Bir ülke, bölge, özel bir çevre ya da devreye has tüm hayvanlar. Bölge hayvanlarının tümü. Hayvanların yaşadığı bölge. Bir bölgede yaşayan çeşitli türde hayvanların tümü. Doğay. Bir bölgenin özgün kendine has hayvan yaşamı. Biyoloji, coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Fauna.