Worsening türkçesi Worsening nedir

Worsening ile ilgili cümleler

English: From year to year, pollution is worsening.
Turkish: Kirlilik yıldan yıla kötüleşiyor.

Worsening ingilizcede ne demek, Worsening nerede nasıl kullanılır?

Worsen : Fenalaşmak. Daha da kötü olmak. Daha kötü olmak. Daha da kötüleştirmek. Kötüleşmek. Beter etmek. Kötüleştirmek. Kötüleşmek (hasta). Daha kötü bir hale getirmek. Daha da kötüleşmek.

Worsened : Daha da kötüleştirilmiş. Kötüleştirmek. Kötüleşmek. Daha da kötü olmak. Gerilemek. Beter etmek.

Worsens : Kötüye gitmek. Kötüleşmek. Beter etmek. Kötüleşmek (hasta). Daha da kötü olmak. Gerilemek. Kötüleştirmek. Daha kötü bir hale getirmek. Daha da kötüleştirmek. Fenalaşmak.

Worse and worse : Giderek bozulan. Gitgide kötüleşen.

Worse luck : Şanssızlık. Uğursuzluk. Kör talih. Kötü şans. Maalesef. Ne yazık ki. Kötü talih. Kötü kader.

Confusion worse confounded : Karmakarışıklık. Karışıklığın daniskası.

Worse still : İşin daha kötüsü. Daha kötüsü.

Be none the worse for drink : İçkili olmamak. Sarhoş olmamak.

Worse than death : Ölümden beter. Dayanılamaz. Ölümden kötü. İşkence veren. Daha zor. Ölümden daha kötü.

 

Worse than ever : Her zamankinden çok. Her zamankinden kötü.

İngilizce Worsening Türkçe anlamı, Worsening eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Worsening ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Debauchedness : Sefahat. Ayartma. Aşırı düşkünlük. Göz yumma. Aşırıya kaçma.

Deteriorative : Bozulan. Kötüleştirici. Bozucu. Bozulmaya neden olan. Bozan. Bozuklukla ilgili. Kötüleştiren.

Breach : Uymama. Güvenliği kırmak. Yarık. Bozmak. Karşı gelmek. Gedik. İhlal. Yarmak. Çiğneme. Kırmak.

Corruptions : Yozlaştırma (dili). Ahlaksızlık. Yolsuzluk. Rüşvet. Çürüme. Namussuzluk. Fesat. Ahlaksız olma. Yozlaşma. Doğru yoldan saptırma.

Being spoiled : Şımartılma. Bozuk olma. Bozulmuş olma. Hasar gömüş olma. Şımartılmış olma. Mahvolmuş olma. Kusurlu olma.

Breakdown : Aksaklık. Bir dizgenin işleyişini engeller nitelikte herhangi bir bozukluk. Bilgisayar, bilişim, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Altbölüm. Analiz. Sayışım dökümü. Çökme. Tahlil. Kurguya başlarken bir film kangalındaki değişik çekimleri birbirinden ayırarak sıralama.

Ingravescent : Ağırlaşan (hastalık). Ağırlaşan.

Aggravations : Ciddileştirme. Şiddetlendirme. Kızdırma. Ağırlaştırma. Çileden çıkarma. Teşdid. Fenalaşma.

Breakup : Bozuşma. Sona erme. Çöküş. Kırılma. Çözülüm. Dağılma. Son. Parçalanma. Ayrılma.

Confusion : Birbirine karıştırma. İki markanın, birbirine ayırt edilemeyecek derecede benzemesi. Şaşkınlık. Karışıklık. Düzensizlik. Kargaşa. Kafa karışıklığı. Konfüzyon. Karıştırma.

Worsening synonyms : aggravation, exacerbation, breakups, derogation, atrophia, came apart, downturn, retrogressions, setbacks, deteriorated, corruption, downswing, on the skid, being impaired, retrograde, aggravating, decay, worsting, breakdowns, retrogression, confusions, setback, deteriorations, aggro, breaches, deterioration, reverting, change of state, corrosion, on the skids, a change for the worse.

 

Worsening zıt anlamlı kelimeler, Worsening kelime anlamı

Bettering : Düzeltmek. Geliştirmek. Geçmek. İyileştirmek. Düzelme. Daha iyi yapmak.