Wrest türkçesi Wrest nedir

Wrest ile ilgili cümleler

English: Ali is a professional wrestler.
Turkish: Ali profesyonel bir güreşçidir.

English: Ali told Mary that he was the captain of the wrestling team.
Turkish: Ali Mary'ye güreş takımının kaptanı olduğunu söyledi.

English: Ali bet Mary that he could beat her at arm wrestling.
Turkish: Ali Mary ile onu kol güreşinde yenebileceğine dair iddiaya girdi.

English: Ali loves professional wrestling.
Turkish: Ali profesyonel güreşi sever.

English: 250 kg is an extraordinary weight, even for a sumo wrestler.
Turkish: 250 kg, bir sumo güreşçisi için bile olağanüstü bir ağırlıktır.

Wrest ingilizcede ne demek, Wrest nerede nasıl kullanılır?

Wrest control : Güç kullanarak yönetimi ele almak. Zor kullanarak elde etmek. Kuvvetle kontrolü ele almak.

Wrest from : Zorlukla elde etmek. Gaspetmek. Zorla çekip almak (bir şeyi birinden).

Wrest from meaning : Ters anlamak. Anlamını çarpıtmak.

Wrested : Gaspetmek. Çaprazlanmış. Çarpıtmak. Tersine çevrilmiş. Zorla almak. Bükmek. Zorlamak.

Wrester : Yönünü değiştiren kimse. Zorla çeken. Zor kullanarak çekiştiren. Zorla kapan kimse. Akışı değiştiren kimse. Büken kimse. Çeviren kimse.

 

Wrestlers : Güreşçi. Pehlivan.

Wresting : Zorlamak. Bükmek. Gaspetmek. Çarpıtmak. Çaprazlama. Burma. Zorla almak.

Wresters : Zor kullanarak çekiştiren. Büken kimse. Çeviren kimse. Yönünü değiştiren kimse. Akışı değiştiren kimse. Zorla kapan kimse. Zorla çeken.

Wrestled : Güreşmek. Güreş yapmak. Mücadele. Uğraş. Uğraşmak. Çabalamak. Güreş tutmak. Güreş. Boğuşmak. Mücadele etmek.

Wrestle with : Mücadele vermek. İle savaşmak. İle güreşmek. Savaşım vermek.

İngilizce Wrest Türkçe anlamı, Wrest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wrest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Color : Algılamanın niteliğinde, ışığın görüntüsel bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı türden olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir algılanmanın belirtisi. renk bir dalga uzunluğudur. örnek ; kırmızı, görüntüsü açısından en uzun, mor ise en kısa dalga uzunluğu içindedir. Boya. Bkz.colour. Renk vermek. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Belirli dalga uzunluğundaki elektromıknatıs ışınımın gözün ağkatında yarattığı etkinin, merkez sinir dizgesince yorumundan doğan durum. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Renklendirmek. Renk değiştirmek. Halkbilimin en önemli konularından biri olan, insanlık çapında geniş bir uygulama alanı bulan, her toplumun kendi anlayış, yaşantı, gelenek ve göreneklerine göre doğa, doğaüstü ve kültürel olayları simgeleştirmekte kullanılan doğal oluşum, bk. halkbilim, gelenek, görenek, doğa, simge.

 

Acquires : Edinmek. Ele geçirmek. Kazanmak. Almak. Sonradan kazanmak. Sahip olmak. İktisap etmek. Yakalamak.

Bludgeoning : Sopalamak. Coplama. Sopalama. Zorla yaptırmak. Coplamak.

Hijacking : Korsanlık. Uçak kaçırma. Ele geçirme. Hırsızlık. Gemi kaçırma. Alan adı saldırısı. Silahlı soygun.

Hijacks : Kaçırmak. Hırsızlık. Uçak kaçırmak. Kaçırmak (uçak, gemi). Kaçırmak (uçak veya gemi). Çalmak. Kaçırmak (uçak vb). Soymak (kamyon veya tren vb'ni).

Snatch off : Kapmak.

Clamor down : Yaygarayla istemek.

Pries : Merakla bakmak. Dikizlemek. Gözetlemek. Zorla söyletmek. Gözetleme. Tecessüs. Başkasının özel yaşamına burnunu sokmak. Koparmak. Burnunu sokmak.

Impingement : Karşı gelme. Etkileme. Tecavüz. Taşma. Çarpma. İhlal. İzlenim bırakma. İzinsiz girme. Vurma.

Expropriation : Bir taşınmazın, kamu yararına bir etkinlikte bulunmak amacıyla, bireylerden, kamu tüzel kişiliklerince, belli bir adaletli ölçüte göre karşılığı ödenerek alınıp kamu iyeliğine geçirilmesi. Tasarruf hakkından yoksun etme. Kamu yararına yapılacak bir iş karşılığı olmak üzere kişiye ilişkin durağan bir malın parası ödenerek devletçe satın alınması. Kamulaştırma. Kamuya maletme. Tasarruf hakkından mahrum etme. Yasalarda belirtilen koşullarla bir yapıtı kamu tarafından kullanılabilecek duruma getirme. Kamu yararının gerektirdiği durumlarda gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetindeki her türlü varlığın piyasa değeri ödenerek kamu mülkiyetine geçirilmesi. krş. özelleştirme, millileştirme. El koyma. İstimlak.

Wrest synonyms : extorting, steamrollering, acquire, coerces, garbling, achieve, extortion, curve, grab, distorting, carries, achieved, bring pressure to bear on, grabs, exactions, bastardize, take out, exacts, extortions, disseizin, attains, pried, expropriations, buckles, hijackings, garbles, come by, bends, bend, contort, bullies, raping, colour.

Wrest ingilizce tanımı, definition of Wrest

Wrest kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To pull of force away by, or as if by, violent wringing or twisting. A violent twist. To turn. Esp., to twist or extort by violence. To twist. The act of wresting. A wrench. Hence, distortion. Perversion.