Yalah nedir, Yalah ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hayvanların içinden yemek yediği, taş, ağaç, çanak ve benzerleri kap.

Hayvanların su içtiği ağaç kap, taş oyuğu.

Hayvanların su içmesi için, ağaç, taş ve benzerleri maddelerden yapılan ve çeşmelerin önünde bulunan oluk, tekne.

Çukur yer (genellikle kazılmış).

Saksı.

Küçük su birikintisi, gölcük.

Ağaç leğen.

Ahırda, hayvan pisliklerinin biriktiği uzun çukur.

Ortası çukur tarla. 1.

Vadilerdeki küçük, verimli düzlük. 1.

Kuytu yer. 1.

Dağ yamacındaki düzlük. 1.

Sahan, tabak, çanak, tas gibi kaplara verilen genel ad. 1.

Suyun akarken yardığı yer. 1.

Kalaycılıkta, bakır temizlenen yer. 1.

Sığ, derin olmayan.

Geveze, boşboğaz, söz taşıyarak arabozan.

Sırnaşık, eğitimsiz.

Dalkavuk.

Açgözlü, bedavacı, asalak, arsız.

Dönek.

Aşağılık, onursuz.

İkiyüzlü.

Her işe burnunu sokan.

Sürtük. 1.

Hoppa, kötü kadın.

Eski türkçe yal+ak: Köpeğe yiyecek verilen kap; çeşmede hayvanların su içtiği tekne (Erzincan Merkez).

Kedi ve köpeklerin yemek kabı.

Çukur, dere vadisi.

Yalah tanımı, anlamı

Yalahci : Dalkavuk

Yarım yalah : Yarım yamalak.

Kalaycılık : Kalaycının yaptığı iş. Kalaycı olma durumu.

Kötü kadın : Orospu.

Eğitimsiz : Eğitim görmemiş, eğitilmemiş.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

 

Birikinti : Bir yerde kendi kendine birikmiş olan şey.

Kalaycılı : Samsun şehri, Bafra belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Aşağılık : Aşağı olma durumu, adilik. Niteliği düşük, adi.

Dalkavuk : Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.

Bedavacı : Her şeyi bedavadan sağlamaya çalışan kimse, beleşçi, abacı, lüpçü.

Erzincan : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Sırnaşık : Can sıktığına, rahatsız ettiğine aldırmadan bir kimseden sürekli, yalvarırcasına istekte bulunan ve bu isteğinde direnen (kimse). Yapmacık. Rahatsız eden, sıkıntı veren.

Arabozan : İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.

Boşboğaz : Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.

Genel ad : Yeni bulunan her ilaç maddesine Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından verilen ad, jenerik ad.

İkiyüzlü : Özü sözü bir olmayan, riyakâr, mürai.

Çeşmeler : Trabzon ili, Maçka ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yiyecek : Yenmeye elverişli olan her şey. Yenebilen.

Verimli : Verimi iyi ve bol olan, bitek, randımanlı, mahsuldar, mümbit, müsmir, verimkâr. Çok yazan, velut. Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli.

Diğer dillerde Yakup koyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Yakup koyunu ne demek ? : jacob sheep